haşr suresi 10 ayet tefsiri

Salisen Tefsîrini yaptığımız Yâsîn Sûresi, haşr-i cismânînin isbatına dair Yirmi Beş Nükte’den ibarettir. Rabian: Bu sûre-i celîleyi, belli bir metod dâhilinde tefsîr ettik. Şöyle ki: 1) Nükte’nin tereşşüh ettiği âyet veya âyet-i kerimelerin meâli, 2) Âyet veya âyet-i kerimelerin makabliyle (önceki âyet-i Âli İmrân Suresi Tefsiri | 187-194. Ayet-i Kerimeler | Prof. Dr. Orhan Karmış ile Tefsir Dersleri Kur'an-ı kerimin mânâsını, yalnız Muhammed aleyhisselam anlamış ve bildirmiştir. Tefsir, Resulullah Rabbimiz, bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve gönüllerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! HAŞR59:19 - Allah’ı umursamayan, böylece kendileri ile baş başa kalan kimseler gibi olmayın! İşte onlar fasıklardır.1 1- Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkanlardır. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalanlardır. Allah’ı umursamayan, böylece kendileri ile baş başa kalan kimseler gibi olmayın! O mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır. 59-Haşr Suresi 24. nama alat musik pada gambar disamping adalah. Kuran-ı Kerim 59. Suresi olan Haşr Suresi, Medine döneminde nâzil olmuştur. 24 âyettir. Haşr Suresi Arapça-Türkçe Latin harf okunuşu, Diyanet Meali ve FaziletiHaşr ne demek, anlamı nedir? Haşr Suresi, Kuran’da kaçıncı sure ve kaç ayettir? Haşr suresi ne zaman ve nerede okunur? Haşr suresini okumanın faydaları ve fazileti nedir? Akşam namazından sonra Haşr Suresi okunur mu? Haşr suresi hakkında hadislerHaşr SuresiHaşr, “sevkiyât için bir yere toplamak” demektir. 2-17. âyetlerdeki yahudi kabilelerinden Nadroğulları’nın sürülmeleri hadisesinden hareketle, sûreye bu ad Suresi 24 Ayetten oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’in elli dokuzuncu 59. suresidir. Haşr Suresi 28. Cüzde yer alır. Haşr kelime anlamı olarak yeniden dirilme, toplanma, haşredilme anlamına gelir. Medine’de nazil olmuştur. 1913 harften oluşmaktadır. Kuran-ı Kerim’de iniş sırasına göre 101. Suredir. * * *Abdulbasit Abdussamed Huvallahüllezi DinleHaşr Suresinin Fazileti ve SırlarıSevgili Peygamberimiz bu ayet-i celileler hakkında buyurmuşlardır ki “Her kim sabahladığında üç defa “Eûzü billâhis semiy’ıl aliymi mineş şeytânir raciym.” der de Sure-i Haşr’in son üç ayetini okursa, yetmiş bin melek akşama kadar Cenab-ı Ecelli ve Alâ’dan o kimsenin affını isterler. Akşam olmadan ölürse, şehit olarak ölür. Akşam okursa fazilet ve ecri yine hadis-i şerifte şu fark vardır “Melekler onu akşama kadar muhafaza o gün içinde ölürse, şehit olarak ölür. Akşam okursa yine aynı mükafat verilir.” Başka bir rivayette “Cenab-ı Ecelli ve Alâ o kimsenin cennete girmesini vacip kılar.” “Cenab-ı Ecelli Alâ, Sure-i Haşr’in sonunu okuyan kimsenin geçmiş ve gelecek günahlarını affeder.”Ebu Hüreyre anlatıyor “Sevgilim Resulü Ekrem’e İsm-i Azam’ı sordum. Şöyle buyurdu. “Sure-i Haşr’in sonuna devam et, onu çokça oku.” Ben yine sordum. Bana aynı tavsiyeyi yaptı, yine sordum. Aynı tavsiyeyi hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor “Sure-i Haşr’in son ayetlerini okuyan için cennet, cehennem, Arş-ı A’lâ, kürsî, hicaplar, semalar, yedi kat yerler, zehirli hayvanlar, kuşlar, ağaçlar, güneş, ay, melekler ve diğer mahlukat istiğfar eder; Cenab-ı Ecelli Ala’dan affolunması için niyaz ederler; o günün gündüzünde veya gecesinde ölürse, şehit olarak ölür.”Haşr Suresi’nin tamamı veya sadece son üç, dört ve altı ayeti ile ilgili hadis-i şerifler bulunmaktadır“Kim sabah kalkarken üç defa Eûzü billâhi’s-Semî’ıl-Alîmi mine’ş-Şeytânirracîm = Allah’ın rahmetinden kovulmuş olan şeytandan, işiten ve bilen Allah’a sığınırım’ der ve Haşir Sûresi’nin sonundan üç âyet okursa, Allah o kimseye akşama kadar duâ ve istiğfar etmek üzere yetmiş bin melek vazifelendirir. O günde ölürse şehid olarak ölür. Kim geceye girerken okursa o da aynı dereceye ulaşır.” Tirmizî, Fedâilü`l-Kur`ân 22, Mevakıt 65; Müsned, 5/26Rivayetlerin çoğunda son üç ayetten bahsedilmekle beraber, surenin son dört ayeti kasdedilerek “Lev enzelnâ`dan aşağısı” diyen rivayetler olduğu gibi, sadece “Haşr Sûresi’nin sonu” şeklinde ayet sayısı bildirilmeyen rivayetler de vardır. bk. Kurtubî, ilgili ayetlerin tefsiriDiğer taraftan, “Ism-i A`zam, Haşr Sûresinin son altı ayetindedir.” rivayeti de vardır. Suyuti, ed-Dürrü l-Mensûr, 8/121; Alûsî, ilgili ayetlerin tefsiri59. Sure Haşr Suresi TamamıHaşr Suresi Arapça-Türkçe Okunuşu ve Diyanet MealiBismillâhirrahmânirrahîmHaşr Suresi 1. Ayet Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardardı, ve huvel azîzul hakîmhakîmu.Meali Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet Suresi 2. Ayet Huvellezî ahrecellezîne keferû min ehlil kitâbi min diyârihim li evvelil haşrhaşri, mâ zanentum en yahrucû ve zannû ennehum mâniatuhum husûnuhum minallâhi fe etâhumullâhu min haysu lem yahtesibû ve kazefe fî kulûbihimur ru’be yuhribûne buyûtehum bi eydîhim ve eydîl mû’minîne fa’tabirû yâ ulîl ebsârebsâri.Meali O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret Suresi 3. Ayet Ve lev lâ en keteballâhu aleyhimul celâe le azzebehum fîd dunyâ, ve lehum fîl âhıreti azâbun nârnâri.Meali Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı Suresi 4. Ayet Zâlike bi ennehum şâ akkûllâhe ve resûlehresûlehu, ve men yuşâ akkıllâhe fe innallâhe şedîdul ikâbikâbi.Meali Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki, Allah’ın azabı Suresi 5. Ayet Mâ kata’tum min lînetin ev terektumûhâ kâimeten alâ usûlihâ fe bi iznillâhi ve li yuhziyel fâsikînfâsikîne.Meali Savaş gereği, hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut kesmeyip kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah’ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi Suresi 6. Ayet Ve mâ efâ allâhu alâ resûlihî minhum fe mâ evceftum aleyhi min haylin ve lâ rikâbin ve lâkinnallâhe yusallitu rusulehu alâ men yeşâu, vallâhu alâ kulli şey’in kadîrkadîrun.Meali Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü Suresi 7. Ayet Mâ efâ allâhu alâ resûlihî min ehlil kurâ fe lillâhi ve lir resûli ve lizîl kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîni vebnis sebîli key lâ yekûne dûleten beynel agniyâi minkum, ve mâ âtâkumur resûlu fe huzûhu ve mâ nehâkum anhu fentehû, vettekûllâhvettekûllâhe, innallâhe şedîdul ikâbikâbi.Meali Allah’ın, fethedilen memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet ve güç hâline gelmesin diye Allah böyle hükmetmiştir. Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı Suresi 8. Ayet Lil fukarâil muhâcirînellezîne uhricû min diyârihim ve emvâlihim yebtegûne fadlen minallâhi ve rıdvânen ve yensurûnallâhe ve resûlehresûlehu, ulâike humus sâdikûnsâdikûne.Meali Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnudluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta Suresi 9. Ayet Vellezîne tebevveûd dâre vel îmâne min kablihim yuhıbbûne men hâcere ileyhim ve lâ yecidûne fî sudûrihim hâceten mimmâ ûtû ve yû’sirûne alâ enfusihim ve lev kâne bihim hasâsahhasâsatun, ve men yûka şuhha nefsihî fe ulâike humul muflihûnmuflihûne.Meali Onlardan muhacirlerden önce o yurda Medine’ye yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta Suresi 10. Ayet Vellezîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâgfir lenâ ve li ihvâninellezîne sebekûnâ bil îmâni ve lâ tec’al fî kulûbinâ gıllen lillezîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmrahîmun.Meali Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”Haşr Suresi 11. Ayet E lem tere ilellezîne nâfekû yekûlûne li ihvânihimullezîe keferû min ehlil kitâbi le in uhrictum le nahrucenne me’akum ve lâ nutîu fî kum ehaden ebeden ve in kûtiltum le nensurennekum, vallâhu yeşhedu innehum le kâzibûnkâzibûne.Meali Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz Medine’den çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik Suresi 12. Ayet Le in uhricû lâ yahrucûne me’ahum ve le in kûtılû lâ yensurûnehum ve le in nesarûhum le yuvellunnel edbâredbâre, summe lâ yunsarûnyunsarûne.Meali Andolsun, eğer kardeşleri Medine’den çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım Suresi 13. Ayet Le entum eşeddu rehbeten fî sudûrihim minallâhi, zâlike bi ennehum kavmun lâ yefkahûnyefkahûne.Meali Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları Suresi 14. Ayet Lâ yukâtilûnekum cemîan illâ fî kuren muhassanetin ev min verâi cudurcudurin, be’suhum beynehum şedîdşedîdun, tahsebuhum cemîan ve kulûbuhum şettâ, zâlike bi ennehum kavmun lâ ya’kılûnya’kılûne.Meali Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk Suresi 15. Ayet Kemeselillezîne min kablihim karîben zâkû ve bâle emrihim ve lehum azâbun elîmelîmun.Meali Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin Mekkeli müşriklerin durumu gibidir. Onlar Bedir’de yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara Ahirette de elem dolu bir azap Suresi 16. Ayet Ke meseliş şeytâni iz kâle lil insânikfur, fe lemmâ kefere kâle innî berîun minke innî ehâfullâhe rabbel âlemînâlemîne.Meali Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” Suresi 17. Ayet Fe kâne âkıbetehumâ ennehumâ fîn nâri hâlideyni fîhâ, ve zâlike cezâûz zâlimînzâlimîne.Meali Nihayet ikisinin de azdıranın da azanın da akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası Suresi 18. Ayet Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe vel tenzur nefsun mâ kad demet ligadligadin, vettekûllahvettekûllahe, innallâhe habîrun bi mâ ta’melûnta’melûne.Meali Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla Suresi 19. Ayet Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum, ulâike humul fâsikûnfâsikûne.Meali Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta Suresi 20. Ayet Lâ yestevî ashâbun nâri ve ashâbul cennehcenneti, ashâbul cenneti humul fâizûnfâizûne.Meali Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta Suresi 21. Ayet Lev enzelnâ hâzel kur’âne alâ cebelin le reeytehu hâşian mutesaddian min haşyetillâhhaşyetillâhi, ve tilkel emsâlu nadribuhâ lin nâsi leallehum yetefekkerûnyetefekkerûne.Meali Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye Suresi 22. Ayet Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, âlimul gaybi veş şehâdehşehâdeti, huver rahmânur rahîmrahîmu.Meali O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’ Suresi 23. Ayet Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, elmelikul kuddûsus selâmul mû’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbirmutekebbiru, subhânallâhi ammâ yuşrikûnyuşrikûne.Meali O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal her türlü eksiklikten uzak, barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından Suresi Huvallâhul hâlikul bâriûl musavviru lehul esmâul husnâ, yusebbihu lehu mâ fîs semâvâti vel ardardı ve huvel azîzul hakîmhakîmu.Meali O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet Diğer KonularHaşr Suresi Son 3 Ayeti Okunuşu ve AnlamıHaşr Suresi Son 5 Ayeti Okunuşu ve AnlamıKuran-ı Kerim Hakkında BilgiKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerFatiha SuresiBakara SuresiBakara Suresi FaziletleriYasin suresi Meal Ayet Arapça وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ Türkçe Okunuşu * Velleżîne câû min ba’dihim yekûlûne rabbenâ-ġfir lenâ veli-iḣvâninâ-lleżîne sebekûnâ bil-îmâni velâ tec’al fî kulûbinâ ġillen lilleżîne âmenû rabbenâ inneke raûfun rahîmun 1. Ömer Çelik Meali Muhâcir ve ensârdan sonra Medine’ye gelen ve onların izini tâkip eden kimselerin de o mallarda hakkı vardır. Onlar şöyle dua ederler “Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mü’min kar­deşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!” 2. Diyanet Vakfı Meali Bunların arkasından gelenler şöyle derler Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen çok şefkatli, çok merhametlisin! 3. Diyanet İşleri Eski Meali Onlardan sonra gelenler "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler. 4. Diyanet İşleri Yeni Meali Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.” 5. Elmalılı Hamdi Yazır Meali Onlardan sonra gelenler derler ki "Rabbimiz, bizi ve bizden önce inanan kardeşlerimizi bağışla, kalplerimizde inananlara karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Sen çok şefkatli, çok merhametlisin!" 6. Elmalılı Meali Orjinal Meali Ve şunlar ki arkalarından gelmişlerdir, Şöyle derler ya Rabbena bizlere ve önden iyman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur ve gönüllerimizde iyman etmiş olanlara karşı kin tutturma ya Rabbena şübhe yokki sen raufsun rahîmsin 7. Hasan Basri Çantay Meali Bunların arkasından gelenler şöyle derler Ey Rabbimiz, bizi ve îman ile daha önden bizi geçmiş olan dîn kardeşlerimizi yarlığa îman etmiş olanlar için kalblerinizde bir kîn bırakma. Ey Rabbimiz, şübhesiz ki sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin». 8. Hayrat Neşriyat Meali Onlardan Muhâcirlerle Ensâr'dan sonra gelenler ise derler ki “Rabbimiz! Bize ve îmân ciheti ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret eyle! Kalblerimizde îmân edenlere karşı bir kin bırakma! Rabbimiz! Şübhesiz ki sen, Raûf çok şefkat edensin, Rahîm çok merhamet edensin!” 9. Ali Fikri Yavuz Meali Onlardan Muhacirlerle Ensar'dan sonra gelenler şöyle derler “- Ey Rabbimiz! Bizi ve iman ile bizden evvel geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; iman etmiş olanlar için kalblerimizde bir kin bırakma. Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Raûf'sun= çok şefkatlisin, Rahîm'sin= çok merhametlisin.” 10. Ömer Nasuhi Bilmen Meali Ve o kimseler ki bunlardan sonra gelmişlerdir. Derler ki Ey Rabbimiz! Bizim için ve imân ile bizi geçmiş olan kardeşlerimiz için mağfiret buyur ve bizim kalblerimizde imân etmiş olanlar için bir kin bulundurma. Ey Rabbimiz! Şüphe yok ki Sen çok esirgeyicisin, çok rahmet sahibisin.» 11. Ümit Şimşek Meali Onlardan sonra gelenler de “Ey Rabbimiz,” derler. “Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı kin bırakma. Rabbimiz, muhakkak ki Sen çok şefkatli, çok merhametlisin.” 12. Yusuf Ali English Meali And those who came after them say "Our Lord! Forgive us, and our brethren who came before us into the Faith, and leave not, in our hearts, rancour or sense of injury against those who have believed. Our Lord! Thou art indeed Full of Kindness, Most Merciful." Sadece meal okumak ile Kur'ân-ı Kerim'in bir çok âyetinin anlaşılması mümkün değildir. Mutlaka bir tefsire başvurulması gerekir. Haşr Sûresi 10. ayetinin tefsiri için tıklayınız * Türkçe okunuşlarından Kur'an-ı Kerim okumak uygun görülmemektedir. Ayetler Türkçe olarak arandıkları için sitemize eklenmiştir. Haşr Sûresi 10. Ayet Tefsiri Hakkında Konusu Nuzül Fazileti Haşr Sûresi Hakkında Haşr sûresi Medine’de inmiştir. 24 âyettir. İsmini, ikinci âyette geçip “sevkiyat için bir yere toplama” mânasına gelen اَلْحَشْرُ haşr kelimesinden alır. “Benî Nadr Sûresi” ismi de vardır. Çünkü sûrede onların sürgün edilmelerinden bahsedilmektedir. اَلْمُسَبِّحَاتُ Müsebbihât diye bilinen sûrelerin ikincisidir. Mushaftaki sıralamada 59, iniş sırasına göre 95. suredir. Haşr Sûresi Konusu Medinedeki yahudi kabilelerinden biri olan Benî Nadr kabilesinin sürgün edilmelerinden, bu vesileyle ganimetlerin taksiminden bahsedilir. Muhâcir ve ensar arasında gerçekleşen İslâm kardeşliğinin ne nispette bir dostluk, fedakârlık ve isâr anlayışıyla yaşandığının misalleri verilir. Bunlar, daha sonra teşekkül edecek İslâm kardeşliklerine örnek gösterilir. Münafıklar ile yahudiler arasında planlanan İslâm aleytarlığının içyüzü deşifre edilir. Onların, müslümanlar karşısında ruhlarını saran korku dile getirilir. İnsanlar, “yarın” kelimesiyle ifade edilecek kadar çok yakında vuku bulacak âhiret gününe hazırlık yapmaya, cehennemden kurtulup cennet ehli olmaya çağrılırken, inanıp emirlerini tutmaları gereken Allah Teâlâ’nın bir kısım güzel isimlerine dikkat çekilir. Haşr Sûresi Nuzül Sebebi Mushaftaki sıralamada elli dokuzuncu, iniş sırasına göre yüz birinci sûredir. Beyyine sûresinden sonra, Nûr sûresinden önce Medine’de nâzil olmuştur. Derveze, sûrenin iniş sırası hakkında şöyle bir tesbit yapmaktadır Tefsir ve siyer müelliflerinin bu sûrede sözü edilen yahudi kabilesinin Benî Nadîr olduğu ve bu topluluğun 1-4. âyetlerde değinilen Medine’den çıkarılması olayının Uhud Savaşı’ndan beş ay kadar sonra meydana geldiği hususunda görüş birliği içinde oldukları dikkate alınırsa, bunu Uhud Savaşı’ndan söz eden Âl-i İmrân sûresinden sonraki sıraya yerleştirmek uygun olur. Sûrelerin iniş sırasına dair rivayetlerde, Hudeybiye Antlaşması’yla ilgili bazı olaylara işaret eden Mümtehine sûresi ile bu sûrenin adının karıştırılmış olması muhtemeldir, dolayısıyla belirtilen sıralamada bu iki sûrenin yer değiştirmesi gerekir VIII, 207-208. Haşr Sûresi Fazileti Sabah ve akşam üç defa besmeleden önce “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “ XVI, 426. وَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ ﴿١٠﴾ Karşılaştır 10 Muhâcir ve ensârdan sonra Medine’ye gelen ve onların izini tâkip eden kimselerin de o mallarda hakkı vardır. Onlar şöyle dua ederler “Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mü’min kar­deşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!” TEFSİR Âyette bahsedilen kimseler, öncelikle muhâcir ve Ensâr’dan sonra Medine’ye gelen, orada yerleşen ve onların örnek izlerini takip eden müslümanlar, sonra da kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlerdir. Bunlar, başta mühâcir, ensâr ve diğer sahâbe-i kirâm olmak üzere kendilerinden önce gelip geçen bütün mü’minler için dua ederler. Onların bağışlanmasını isterler. Onları incitecek sözlerden kaçınırlar. Gönüllerinde onlara karşı en küçük bir kinin, kötü duygu ve düşüncenin bulunmaması için Allah’a yalvarırlar. Bu âyet-i kerîme bize de, bizden sonra gelecek mü’minlere de, âhirete göçmüş mü’min kardeşlerimizle alakalı yapmamız gereken vazifelere dikkat çekmektedir. Onları unutmamak, dualarımızı eksik etmemek, hayırla yâd etmek, onların bağışlanmasına yarayacak, ruhlarını şâd edecek her türlü dua, istiğfar, hayır ve hasenâta devam etmek bu vazifelerin başında gelmektedir. bk. Necm 53/38-41 Münafıkların yaptıkları hâinlikler ve çevirdikleri gizli planlara gelince Kaynak Ömer Çelik Tefsiri TEFSİR İman, tüm mü’minleri birbirine kardeş yapan en mühim bağdır. Onların hepsi nesepte olmasa dahi dinde ve haklarının korunması hususunda birbirlerinin kardeşleridirler. Bu bakımdan din kardeşliği, nesep kardeşliğinden daha sağlamdır. Çünkü nesep kardeşliği din ayrılığı halinde kesintiye uğradığı halde, din kardeşliği neseplerin farklılığı dolayısıyla kesintiye uğramaz. İman kardeşliğinin bir gereği olarak, gerek iki mü’min fert, gerek iki mü’min cemaat bozuştuklarında, hemen aralarını bulup barıştırmak, din kardeşliğinin bir gereğidir. Bu bakımdan hem din kardeşliğinin gereğini yerine getirme, hem bozuşmaktan ve kavgadan uzak durma, hem de bozuşanların aralarını düzeltme noktasında Allah’tan korkmak, Allah’ın emrine göre hareket etmek, yanlış yapıp da Allah’ın cezasına uğramaktan korkmak icap eder. Ancak böylece ilâhî rahmete ermek mümkündür. Resûlullah iman kardeşliğinin hukuku ve ehemmiyeti hakkında şöyle buyurur “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66 Şu misâl ne kadar ibretli ve mânidârdır Seriyy-i Sa­ka­tî birgün der­ste ta­le­be­le­ri­ne “Mü’min­le­rin dert­le­riy­le dert­len­me­yen, on­lar­dan de­ğil­dir” Hâkim, el-Müstedrek, IV, 352; Heysemî, Mecmau’z-zevâid, I, 87 ha­dî­si­ni izah eder­ken, bir ta­le­be­si he­ye­can­la içe­ri gi­rer ve “–Üs­tâ­dım! Bütün ma­hal­le yan­dı, kül ol­du. Yal­nız si­zin ev kur­tul­du” der. Hazret “El­ham­dü­lil­lâh!..” diye şükreder. Otuz se­ne son­ra bir dos­tu­na “–Ben o va­kit; El­ham­dü­lil­lâh!..» de­mek­le, bir an­lık da ol­sa sırf ken­di­mi dü­şün­müş, fe­lâ­ke­te uğ­ra­yan­la­rın ıztı­râ­bın­dan uzak kal­mış ol­dum. İşte, otuz se­ne­dir o andaki gafletimin tev­be­si için­de­yim!..” şeklinde pişmanlığını dile getirmiştir. Bir diğer ibretli misal Evvelce bir ortodoks olan Yaman Dede, Hz. Mevlânâ’nın Mesnevî’si bereketiyle hidâyet bulmuş, içli, yanık bir Peygamber âşığı idi. Adetâ onun ve ashâbının ahlâkıyla ahlâklanmıştı. Şu hâdise, onun bu hâlini aksettirmeye kâfîdir Birgün derste öğrencilerinden biri sorar “–Hocam ağır bir günahın altında kalmayı mı, yoksa cüzzam illetine tutulmayı mı tercih edersiniz?” Yaman Dede şöyle cevap verir “–Allah’ın kullarının gönül dünyasından bir an için uzak­laşmak ve duyarsız olmaktansa diri diri yanıp kül olmayı tercih ederim!” İşte İslâm’ın insana kazandırdığı diğergâmlık, merhamet ve muhabbet ufkunun enginliği!.. Efendimiz şöyle buyurur “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyâcını karşılayanın, Allah da ihtiyâcını karşılar. müslümandan bir sıkıntıyı giderenin, Allah da kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Bir müslümanın ayıbını örtenin, Allah da kıyâmet gününde ayıplarını örter.” Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 58 “Birbirinize haset etmeyin. Birbirinizin aleyhine alış­verişi kızıştırmayın. Birbirinize buğzetmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birinizin alışverişi üzerine alışveriş yapmayın. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun! Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez. -Üç de­fa göğsüne işaret ederek buyurdular ki- Takvâ buradadır. Kişiye kötülük olarak müslüman kardeşini küçük görmesi yeter. Her müslümanın diğerine ka­nı, malı ve namusu haramdır.” Müslim, Birr 32 O hâlde Kaynak Ömer Çelik Tefsiri Haşr Suresi 10. ayeti ne anlatıyor? Haşr Suresi 10. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Haşr Suresi 10. Ayetinin Arapçasıوَالَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَٓا اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ۟ Haşr Suresi 10. Ayetinin Meali AnlamıMuhâcir ve ensârdan sonra Medine’ye gelen ve onların izini tâkip eden kimselerin de o mallarda hakkı vardır. Onlar şöyle dua ederler “Rabbimiz bizi ve bizden önce geçmiş olan mü’min kar­deşlerimizi bağışla! Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin ve kötü duygu bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin!”Haşr Suresi 10. Ayetinin TefsiriÂyette bahsedilen kimseler, öncelikle muhâcir ve Ensâr’dan sonra Medine’ye gelen, orada yerleşen ve onların örnek izlerini takip eden müslümanlar, sonra da kıyamete kadar gelecek tüm mü’minlerdir. Bunlar, başta mühâcir, ensâr ve diğer sahâbe-i kirâm olmak üzere kendilerinden önce gelip geçen bütün mü’minler için dua ederler. Onların bağışlanmasını isterler. Onları incitecek sözlerden kaçınırlar. Gönüllerinde onlara karşı en küçük bir kinin, kötü duygu ve düşüncenin bulunmaması için Allah’a yalvarırlar. Bu âyet-i kerîme bize de, bizden sonra gelecek mü’minlere de, âhirete göçmüş mü’min kardeşlerimizle alakalı yapmamız gereken vazifelere dikkat çekmektedir. Onları unutmamak, dualarımızı eksik etmemek, hayırla yâd etmek, onların bağışlanmasına yarayacak, ruhlarını şâd edecek her türlü dua, istiğfar, hayır ve hasenâta devam etmek bu vazifelerin başında gelmektedir. bk. Necm 53/38-41 Münafıkların yaptıkları hâinlikler ve çevirdikleri gizli planlara gelinceHaşr Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriHaşr Suresi 10. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan

haşr suresi 10 ayet tefsiri