hud suresi 41 ayet okunuşu

2 Bakara Suresi 3. Al-i İmran Suresi 4. Nisa Suresi 5. Maide Suresi 6. En’am Suresi 7. A’raf Suresi 8. Enfal Suresi 9. Tevbe Suresi 10. Yunus Suresi 11. Hud Suresi 12. Yusuf Suresi 13. Rad Suresi 14. İbrahim Suresi 15. Hicr Suresi 16. Nahl Suresi 17. İsra Suresi 18. Kehf Suresi 19. Meryem Suresi 20. Taha Suresi 21. Enbiya Suresi 22. Hac HudSuresi ( Arapça: سورة هود) Kur'an 'ın 11. suresidir. [1] Sure 123 ayetten oluşur. [2] 12., 17. ve 114. ayetleri Medine 'de diğerleri Mekke 'de indirildiğine inanılmakta, surenin 50. ile 60. ayetleri Ad kavmi ‘ne gönderildiği söylenen bir peygamber olan Hud 'dan bahsettiği için bu adı almıştır. [3] Hud Suresi, içerik İbrahim Sûresi – 41. Ayet Tarih: 02/04/2012 | Yazar: admin. Türkçe Okunuşu: Rabbenâğfirlî ve livalideyye ve lil mü’minîne yevme yegumul hisâb Medine'de indirildiğine inanılan sure ismini 112. ve 114. ayetlerinde geçen sofra anlamına gelen, maide kelimesinden almıştır. [3] Rivayete göre sure Hicri 6. yılda Muhammed 'in Mekkelilerle yaptığı Hudeybiye Antlaşması 'ndan sonra nâzil olmaya başladı. İhtiva ettiği birçok konudan biri olan ve “yemek sofrası 11.inci Sure Hud Suresi. Hud sûresi, 123 (yüzyirmiüç) âyet olup 12, 17 ve 114. âyetler Medine’de, diğerleri Mekke’de inmiştir. 50 – 60. âyetlerde Arabistan halkına gönderilmiş peygamberlerden biri olan Hûd (a. s.)’ın hayatından bahsedildiği için sûreye bu isim verilmiştir. nama alat musik pada gambar disamping adalah. Kur’an- Kerim’in sıra olarak 11. iniş olarak 52. suresi Hûd Sûresidir. Bu sûre için Hz. Muhammed “saçlarımı ağarttı, beni ihtiyarlattı” demiştir. Bu nedenle bu sure ve içeriği oldukça merak edilir. Ayrıca Hûd Suresinin 56. ayeti “yolculuk sırasında kötülüklerden korunmak için okunacak dua” olarak geçtiği için; bu ayet ve anlamı yolculuğa çıkacaklar tarafından bilinmelidir. Hûd Sûresi Mekke döneminde inen ve 123. ayet olan bir sûredir. Bu sure ismini içerisinde konu olan Hud peygamberden almıştır. Bu surenin başlıca konuları; tevhid inancı, peygamberlik, öldükten sonrakı yaşam ve cezalardır. Yunus sûresinde sonra gelen bu sure hem üslubu bakımından hem de içeriği bakımdan Yunus sûresine benzer. Hud Suresi 56. Ayet Hud Suresi 56. Ayet Okunuşu İnnî tevekkeltu 'alaAllâhi rabbî verabbikumc mâ min dâbbetin illâ huve âḣiżun binâsiyetihâc inne rabbî 'alâ sirâtin mustekîmin Hud Suresi 56. Ayet Anlamı Ben, benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü her canlının kontrolü O'nun elindedir. Şüphesiz rabbimin yolu dosdoğru yoldur. Hud Suresi 56. Ayet Tefsiri Hud suresinin tefsiri, 53-56. ayetler arasında belirtilmiştir. Buna göre; Hz. Hûd, kavmine gönderilmiş bir peygamber olduğunu aklî deliller ve getirdiği mûcizelerle anlattı. Kur'an-ı Kerîm bu mûcizelerin ne olduğunu bildirmemiş olmakla birlikte Hûd'un getirdiği mûcizeleri kavminin inkâr ettiğini haber vermektedir bk. âyet 59. Kavmi onun getirdiği mûcizelere ve kullandığı aklî delillere değer vermedi ve çağrısını reddetti. Ayrıca Hûd'u küçümsediklerinden dolayı onun sözüne bakarak ilâhlarından vazgeçmeyeceklerini ve ona iman etmeyeceklerini bildirdiler. "Tanrılarımızdan biri senin aklını almış!" diyerek Hûd'un, tanrılarına dil uzatmasından dolayı onlardan biri tarafından çarpıldığını, bu sebeple delirmiş olabileceğini ileri sürdüler. Putperestlerin bu saygısız ve inatçı davranışları karşısında Hûd kendisinin hak peygamber olduğuna dair yüce Allah'ı şahit tuttuğu gibi topluluğun şirkinden uzak olduğu konusunda da doğrudan onları şahit gösterdi. Tanrılarının aklını almış olması iddiasına karşılık da hepsine meydan okuyarak bu iddiayı çürüttü. Çünkü Hûd Allah'a tevekkül edip O'na teslim olmuştu. O'nun adaletine güveniyor, neylerse güzel eyleyeceğine inanıyordu. 56. âyet evrende ne kadar canlı varsa hepsinin Allah'ın emrinde ve kontrolünde bulunduğunu, O'nun kudret ve iradesinin bütün varlıklar üzerinde mutlak ve kesin olarak müessir olduğunu ifade eder. Hûd bu sözüyle Allah'ın izni olmadan kendisine kimsenin tuzak kurup kötülük yapamayacağına inancının tam olduğunu vurgulamak istemiştir. "Şüphesiz rabbimin yolu dosdoğru yoldur" diye çevirdiğimiz kısmın tam karşılığı "Şüphesiz rabbim dosdoğru yol üzerindedir" şeklindedir. Allah'ın yolunun dosdoğru yol olmasından maksat, O'nun hüküm ve tasarruflarının tamamen doğru, adalete uygun olması, zulüm, hata ve yanlışlıktan uzak bulunmasıdır. Kaynak Kur'an Yolu Tefsiri Cilt 3 Sayfa 179 KÜNYE HAKKIMIZDA HARİTA YASAL ARA İLETİŞİM ANASAYFA KUR’ÂNIMIZ Kuran Meali ve Tefsiri Hûd Suresi 41. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri Hûd Suresi 41. ayeti ne anlatıyor? Hûd Suresi 41. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Hûd Suresi 41. Ayetinin Arapçasıوَقَالَ ارْكَبُوا ف۪يهَا بِسْمِ اللّٰهِ مَجْرٰۭۙيهَا وَمُرْسٰيهَاۜ اِنَّ رَبّ۪ي لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ Hûd Suresi 41. Ayetinin Meali AnlamıNûh dedi ki “Gemiye binin! Onun akıp gitmesi de durması da Allah’ın ismiyledir. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir.”Hûd Suresi 41. Ayetinin TefsiriHz. Nûh, gemiye yüklenmesi emredilen yükleri ve canlıları yükledikten sonra beraberindeki mü’minlere “bismillâh” diyerek gemiye binmelerini söyledi. Geminin akıp gidişinin de, demirleyip duruşunun da Allah’ın ismiyle olduğunu haber verdi. Yani onun gitmesi de durması da ancak Allah’ın gücü, kuvveti ve izniyledir. Onu “bismillâh” diyerek çalıştırmak ve “bismillâh” diyerek durdurmak mümkün olabilir. Gemi ancak Allah’ın lutuf ve yardımı ile kurtulabilecektir. Allah’ın yardımı olmadan hiçbir geminin böylesi dağlar gibi dalgalara dayanması mümkün değildir. Nitekim rivayete göre Hz. Nûh geminin hareket etmesini istediği zaman “bismillâh” demiş, gemi hareket etmiştir. Geminin durmasını istediği zaman da yine “bismillâh” demiş ve gemi durmuştur. Cenâb-ı Hak Hz. Nûh ve ona iman edenleri, rahmet ve mağfiret edici sıfatlarının bir tecellisi olarak kurtarmıştır. Burada Allah Teâlâ’nın bu iki sıfatının zikredilmesi, mü’minlerin kurtulmayı hak ettiklerinden dolayı değil de, sırf Cenâb-ı Hakk’ın lutfu, bağışlaması ve rahmeti sebebiyle kurtulduklarına bir delâlet ve yerden sular coşup taştı ve Allah’ın takdir buyurduğu bir seviyeye ulaştı. Kamer 54/12 Gemi hareket etti, dağlar gibi dalgalar arasında, içindekilerle beraber akıp gitmeye başladı. Hz. Nûh’un bir oğlu iman etmemiş ve gemiye binmemişti. Geminin dışında ayrı ve uzak bir yerde duruyordu. Nûh babalık şefkatiyle ona seslenerek gelip gemiye binmesini ve kurtulmasını istedi. Kâfirlerden olmamasını öğütledi. Allah’tan başka bugün kimsenin kimseyi kurtarmaya gücü yetmeyeceğini, ancak Allah’ın merhamet ettiği talihli kulların helakten kurtulabileceğini söyledi. Fakat oğlu bu şefkatli seslenişe kulaklarını kapadı, olan bitenin sıradan bir hâdise olduğunu, dolayısıyla dağa tırmanarak tufandan kurtulacağını sandı. Fakat iş sandığı gibi olmadı, bir dalga gelerek onu suların içine gömdü; boğularak helak olup ve içindekilerinin akıbetine gelinceHûd Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriHûd Suresi 41. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan PAYLAŞ İslam ve İhsan İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de “Allâh katında dîn İslâm’dır …” Âl-i İmrân, 19 buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan böyle bir dîn aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” Âl-i İmrân, 85 ... Peygamber Efendimiz Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret hac etmendir” buyurdular. “İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular. İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir. Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” Muvatta’, Kader, 3. Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir. Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307 Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” er-Rad, 28 Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir. İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal ilm-i hâl sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır. İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz. Erkam Medya © islam&ihsan 2013 - 2022 altında yayınlanan yazıların tüm hakları mahfuzdur. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi yazıların tamamı izinsiz kullanılamaz. Kuran’ı Kerim’in 11. Suresi olan Hud suresi, Müslümanlar tarafından yoğun ilgi görmektedir. Mekke’de indirildiğine inanılan bu sure 123 ayetten oluşmuştur. Bu sure ismini, Hud peygamberinden almıştır. Hud suresinde genel olarak tevhit inancından, peygamberlerden, öldükten sonra dirilmeden ve ceza konuları yer almaktadır. Kutsal kitapta yer alan bu surede Nuh tufanı geniş bir yer tutar. Bu surenin 6 ayetinin okunuşu ve açıklaması Müslümanlar tarafından sıklıkla araştırılmaktadır. Hud Suresi 6. Ayet- Hud Suresi 6. Ayeti Okunuşu ve Anlamı başlığı altında bu bilgiler yazının devamında sizlerle. Kutsal kitapta yer alan ve 123 ayetten oluşan Hud suresi, İslam dünyası için önemli ayetler içerir. Bu surede Hud, Salih, İbrahim, Lut, Şuayb, Musa peygamberlerinin hikayeleri, öldükten sonra dirilme ve ceza kavramları bazı peygamberlerin kıssalarıyla desteklenir. Bu sure içerik olarak Yunus suresinin devamı niteliğindedir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed, bu sureyle ilgili "Beni Hud suresi ihtiyarlattı." Sözünü kullanmıştır. Hud suresinin 6. ayeti Müslümanlar tarafından merak edilmiştir. Hud Suresi 6. Ayeti Arapça Okunuşu Hud Suresi 6. Ayeti Türkçe Okunuşu Ve ma min dabbetin fil ardı illa alallahi rızkuha ve ya'lemu mustekarreha ve mustevdeaha, kullun fi kitabin mubin. Hud Suresi 6. Ayeti Anlamı Yeryüzünde kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'ın üzerine olmasın. Allah onların halen bulunduğu yeri de emanet olarak konulacağı yeri de bilir; hepsi apaçık kitapta vardır. Hud Suresi 6. Ayeti Tefsiri Allah Teâlâ burada, insanlar dahil yeryüzündeki bütün canlıların rızıklarını yaratmanın kendine ait bir iş olduğunu vurgulayarak önceki âyetin anlamını pekiştirmektedir. Bir sonraki âyette buyurulduğu üzere gökleri ve yeri yaratan O olduğu gibi, yeryüzünde sürünen, hareket eden, ayaklarıyla yürüyen, sularda yüzen, gökyüzünde uçan veya başka şekillerde hareket eden büyük, küçük, görülebilen ve görülemeyen bütün canlıları yaratan krş. en-Nûr 24/45 ve rızıklarını iradeleri vasıtasıyla veya kendi iradesiyle ulaştıran yine O'dur. O, yer küresini bu canlıların rızıklarını karşılayacak biçimde yarattığı gibi, her türe münasip rızıkları da yaratmıştır. Canlıların yapılarını, rızıklarını elde edecek şekilde yaratmış, besinleri temin etmeleri için bazılarına akıl ve irade gücü, bir kısmına da yalnızca içgüdü vermiştir. Allah'ın rızkı tekeffül etmesi "canlıların rızıklarını kazanmak için hiçbir çaba harcamalarına gerek olmayacağı" şeklinde anlaşılmamalıdır. Çünkü Allah insanlara akıl ve irade, hayvanlara da içgüdü vermiştir. Öteki canlılar rızıklarını elde etmek için içgüdülerini kullandıkları gibi insanlar da akıl, irade, ruhsal ve fiziksel yeteneklerini kullanmak durumundadırlar. Meâlinde "halen bulunduğu yer" diye tercüme ettiğimiz müstekar ve "emanet olarak konulacağı yer" diye tercüme ettiğimiz müstevda' kelimelerinden birincisi müfessirler tarafından –insan göz önüne alınarak– "canlının bu dünya üzerinde bulunduğu yer", ikincisi ise yeryüzündeki istikrarından önce "babanın sulbünde veya ananın rahminde bulunduğu yer" yahut müstekar, "hayatta iken bulunduğu yer" müstevda' ise "öldükten sonra konulacağı yer" olarak açıklanmıştır bk. Râzî, XVII, 186; Ateş, IV, 294; bu kavramlarla ilgili bizim yorumumuz için bk. En'âm 6/98."Apaçık kitap", tefsirlerde Allah'ın ezelî ilmi veya levh-i mahfûz olarak yorumlanmıştır bk. Râzî, XVII, 186; Elmalılı, IV, 2758. İnsan hayatı görünürde durgun, gerçekte akan büyük bir nehir gibidir. Bir noktadan aynı su iki kere geçmez; her an yer değiştirir; aynı yer durur gibi gözüktüğü için müstekar karargâh, terkedildiği ve başkasıyla değiştirildiği için müstevda' konulup göçülen yer niteliğini taşımaktadır. Buna göre yukarıda anlatılanların tamamı Allah'ın ilminde mevcuttur. Kaynak Kur'an Yolu Tefsiri Cilt 3 Sayfa 148-151 ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio ۞ وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ Ve kâlerkebû fîhâ bismillâhi mecrâhâ ve mursâhâ, inne rabbî le gafûrun rahîmrahîmun. Nûh, “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi. Türkçesi Kökü Arapçası ve dedi ki ق و ل وَقَالَ haydi binin ر ك ب ارْكَبُوا ona فِيهَا adıyladır س م و بِسْمِ Allah’ın اللَّهِ yüzmesi de ج ر ي مَجْرَاهَا ve durması da ر س و وَمُرْسَاهَا şüphesiz إِنَّ Rabbim ر ب ب رَبِّي bağışlayıcıdır غ ف ر لَغَفُورٌ rahmet edicidir ر ح م رَحِيمٌ Diyanet İşleri Başkanlığı Nûh, “Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” dedi. Diyanet Vakfı Nuh dedi ki Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah´ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.» Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Nuh Binin içine, yürümesi de durması da Allah´ ın adıyladır. Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.» dedi. Elmalılı Hamdi Yazır Nuh dedi ki; Allah´ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da O´nun adıyladır. Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. Ali Fikri Yavuz Nûh dedi ki “- Her duruşunda ve gidişinde Allah’ın ismiyle besmele getirmek üzere binin gemiye veya besmele getirerek gemiye binin. Onun gidişi de, duruşu da Allah’ın kudretiyledir. Gerçekten Rabbim Gafûr’dur, Rahîm’dir. “ Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal binin içine, Allahın ismile mecrasında da mürsâsında da, hakıkat rabbım şüphesiz bir gafuri rahîmdir Fizilal-il Kuran Nuh dedi ki; Haydi gemiye bininiz. Onun sular içinde yol alması da, bir yerde durması da Allah´ın adı ile gerçekleşecektir. Hiç şüphesiz Rabbim affedicidir, merhametlidir.» Hasan Basri Çantay Nuh dedi ki Binin içerisine. Onun akması da, durması da Allahın adıyladır. Seksiz şübhesiz Rabbim çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir». İbni Kesir Nuh dedi ki Ona binin, onun akıp gitmesi de durması da Allah´ın adıyladır. Rabbım muhakkak Gafur ve Rahim´dir. Ömer Nasuhi Bilmen Ve dedi ki Onun içine akması ve durması anında da Allah Teâlâ´nın ismini yâd ederek binin. Şüphe yok ki, Rabbim gafûrdur, rahîmdir.» Tefhim-ul Kuran Dedi ki Ona binin. Onun yüzmesi de, demir atması durması da Allah´ın adıyladır. Şüphe yok, benim Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir.» Bayraktar Bayraklı Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an MealiNuh,"Gemiye binin, onun yürümesi ve durması Allah'ın adıyladır; doğrusu, Rabbim bağışlayandır;merhamet edendir" Okuyan Kur’an Meal-TefsirNuh şöyle demişti "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi*de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayandır, çok merhametlidir." Edip Yüksel Mesaj Kuran ÇevirisiDedi ki "Gemiye binin. Akması ve durması ALLAH'ın adıyladır. Efendim çok Bağışlayandır, Rahimdir.""Haydi, binin." dedi. Onun gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Elbette Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz' Vakfı Süleymaniye Vakfı MealiNuh dedi ki "Haydi binin. Bunun akıp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Benim Rabbim çok bağışlar, ikramı da boldur."Ali Rıza Safa Kur'an-ı Kerim GerçekDedi ki "Ona binin! Akıp gitmesi de demir atması da Allah'ın İsmiyle olur. Kuşkusuz, benim Efendim, Sınırsız Bağışlayandır; Merhametlidir!"Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur’anSonunda Nuh "Haydi, ona binin!" talimatını verdi; "yol alması da, demir atması da Allah'ın adıyla olsun gerçek şu ki, benim Rabbim elbette tarifsiz bir bağışlayıcıdır, eşsiz merhamet kaynağıdır."Yaşar Nuri Öztürk Kur'an-ı Kerim MealiNuh dedi "Binin içine! Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah'ın adıyladır. Benim Rabbim elbette ki Gafur'dur, Rahim'dir."Ali Bulaç Kur'an-ı Kerim ve Türkçe AnlamıDedi ki "Ona binin. Onun yüzmesi de, demir atması durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz, benim Rabbim bağışlayandır, esirgeyendir."Elmalılı sadeleştirilmiş Nuh "Binin içine, yürümesi de durması da Allah' ın adıyladır. Şüphe yok ki, Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir." Esed Kur'an MesajıBöylece kendisini izleyenlere Nuh "Haydi, binin artık," dedi, "yürümesi de, demir atması da Allah adıyla olan bu gemiye! Doğrusu, benim Rabbim gerçekten bağışlayıcıdır, esirgeyicidir!"Diyanet İşleri Kur'an-ı Kerim Türkçe MealiNuh, "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." Hamdi Yazır Kur'an-ı Kerim ve Yüce Mealibinin içine, Allahın ismile mecrasında da mürsasında da, hakıkat rabbım şüphesiz bir gafuri rahimdirSüleyman Ateş Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali"Haydi, gemiye binin, dedi. Onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın adıyledir. Rabbim, elbette bağışlayandır, esirgeyendir!"Dedi ki "Ona binin. Onun yüzmesi de demir atması durması da Tanrı'nın adıyladır. Şüphesiz, benim rabbim bağışlayandır, esirgeyendir."Hasan Basri Çantay Kur'an-ı Hakim ve Meal-i KerimNuh dedi ki "Binin içerisine. Onun akması da, durması da Allahın adıyladır. Seksiz şübhesiz Rabbim çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir".Nuh dedi ki Ona binin, onun akıp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Rabbım muhakkak Gafur ve Rahim' Piriş Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı-Ona binin, Onun yürümesi ve durması Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim, bağışlayan ve merhamet edendir, Yıldırım Kuran-ı Kerim ve MealiNuh dedi ki "Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Gerçekten Rabbim gafurdur, rahimdir" affı, rahmet ve ihsanı pek boldur.Ahmed Hulusi Türkçe Kur'an ÇözümüDedi ki "Binin onun içine! Onun akıp gitmesi de durması da ismi Allah olan olaraktır! Muhakkak ki benim Rabbim, elbette Ğafur'dur, Rahıym'dir. "Edip Yüksel Eski Baskı Mesaj Kuran ÇevirisiDedi ki 'Gemiye binin. Akması ve durması ALLAH'ın adıyladır. Rabbim çok Bağışlayandır, Rahimdir.'Erhan Aktaş Eski Baskı Kerim Kur'an"Haydi, binin." dedi. Onun gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Elbette Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz' Khalifa The Final TestamentHe said, "Come on board. In the name of GOD shall be its sailing, and its mooring. My Lord is Forgiver, Most Merciful."The Monotheist Group The Quran A Monotheist TranslationAnd he said "Ride in it, in the name of God shall be its running and its anchorage. My Lord is Forgiving, Merciful."Edip-Layth Quran A Reformist TranslationHe said, "Climb inside, in the name of God shall be its sailing and its anchorage. My Lord is Forgiving, Compassionate."

hud suresi 41 ayet okunuşu