hz muhammed in güzel ahlakla ilgili hadisleri
Kurulanbu kutlu yuvada mesut bir hayat başladı. Hz. Hatice ile Hz. Muhammed’in evliliğinden Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm, Fatıma, Kasım ve Abdullah adlı çocukları dünyaya geldi. Hz. Muhammed’in Peygamber Oluşu ve Mekke Dönemi. Hz. Muhammed (s.a.v.), Mekke’de doğruluğu, dürüstlüğü ve güzel ahlakı ile tanınıyordu.
Buon bölüm Hz. Aîşe’ye izafe edilen zayıf bir hadis üzerine bina edilmiştir. Rivâyete göre Hz. Aîşe, Hz.Peygamber’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Mekârim-i Ahlâk ondur: Doğruluk, şecaat, yardımseverlik, iyiliği ödüllendirmek, sıla-i rahim, emanete riayet, iyi komşuluk, iyi dostluk, misafirperverlik ve haya.
peygamberEfendimiz (sav)’in Sevgi, Merhamet ve Adalet ile İlgili Sözleri. “ Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur.”. Tirmizi, Hz. Cabir’den rivayet etti kutub-ı sıtte, 2. Cilt. “ Mümin kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler.”.
DersNotları "Hz. Muhammed’in (s.a.v.) güzel ahlakla ilgili iki hadisini bularak sınıfınızda okuyunuz. " Cevapları için TIKLAYINIZ.
EnGüzel Örnek Hz. Muhammed'in İnancı Hz. Muhammed'in İbadetleri Hz. Muhammed'in Duaları Sosyal Hayatta Hz.Muhammed Hz.Muhammed ve Çevre Komşuluk İnsan Hakları ve Adalet Hz.Muhammed ve Aile Ailede Sevgi ve Saygı Akrabalarla İletişim Anne Babanın Görevleri Hz.Muhammed ve Toplumsal İletişim
nama alat musik pada gambar disamping adalah. Peygamber Efendimiz nasıl bir ahlâka sahipti? İnsanlara nasıl muamele ederdi? İşte Peygamber Efendimizin güzel ahlakı ve güzel ahlâkla ilgili hadisler... Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Ben, başka değil, sadece iyi, güzel ahlâkı tamamlamak uygulamak için gönderildim.” İbn Hanbel, II, 381 Ali b. Ebû Tâlib’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sav namaza kalktığında şöyle dua ederdi “...Allah’ım! Beni güzel ahlâka eriştir. Senden başka güzel ahlâka eriştirecek yoktur. Kötü ahlâkı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlâkı benden uzaklaştıracak yoktur!..” Müslim, Müsâfirîn, 201 Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.” Ebû Dâvûd, Sünnet, 15 Ebû Zerr’in rivayet ettiğine göre, Resûlullah sav ona şöyle buyurmuştur “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!” Tirmizî, Birr, 55 Eyyûb b. Musa’nın, babası aracılığıyla dedesinden naklettiğine göre, Resûlullah sav şöyle buyurmuştur “Hiçbir baba, evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir.” Tirmizî, Birr, 33 PEYGAMBERİMİZİN GÜZEL AHLAKI 610 yılının Ramazan ayıydı. Bir süredir alışkanlık hâline getirdiği üzere yine Hira mağarasına çekildiği bir gün Muhammed el-Emîn, vahiy meleği Cebrail ile karşılaşmış ve ilk vahiy tecrübesini yaşamıştı. Bu heyecan ve telaşla yüreği titreyerek, hemen evine, sevgili eşi Hz. Hatice’nin yanına dönmüş ve başından geçenleri ona anlatmıştı. “Kendimden korktum.” demişti ona. Onun bu endişeli hâline karşılık Hz. Hatice oldukça sakindi. Çünkü onun gibi yüksek ahlâkî meziyetlere sahip bir insanın başına gelen bu olayın kötü bir şey olacağına asla ihtimal vermiyordu. Bu nedenle eşini, “Öyle deme. Allah’a yemin ederim ki Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetirsin; muhtaç olanların bakımını üstlenirsin; aç ve açıkta olanı koruyup, kollarsın; misafire ikram edersin ve musibete maruz kalanlara yardım edersin.”1 sözleriyle teselli Hz. Hatice’nin saydığı bütün bu hususiyetleri ile sevgili eşi Muhammed, ahlâkî değerlerin önemini yitirdiği câhiliye gibi bir dönemde dahi eşine ender rastlanacak karakterde bir insandı. Hira dönüşü Hz. Hatice’nin Allah Resûlü’ne sarf ettiği bu teselli cümleleri, âdeta Allah Teâlâ’nın Elçisi’nin ahlâkına övgüyle şahitlik ettiği, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”3 âyetinin tefsiri niteliğindeydi. İlk inen sûrelerden biri olan Kalem sûresinin bu âyeti, Hz. Peygamber’in nübüvvet görevinden önce de yüksek bir ahlâka sahip olduğunu ifade etmektedir. Nitekim Resûlullah, peygamberlikle görevlendirilmeden önce ahlâkı ile toplumda temayüz etmiş, güven kazanmış ve “Muhammed el-Emîn” Güvenilir Muhammed nitelemesine lâyık görülmüş bir insandı. Güzel ahlâkı hâkim kılma onun peygamber olarak gönderiliş sebeplerinden biriydi. Hz. Peygamber, hiç yoktan bir güzel ahlâk manzumesi düzenlemek ya da ahlâk kuralları “tespit etmek” için değil, kendisinden önceki peygamberler zincirinin insanlığa öğrettiği güzel ahlâkı “tamamlamak” için gönderilmişti. GÜZEL AHLÂKI TAMAMLAMAK UYGULAMAK İÇİN GÖNDERİLDİM Nitekim o, “Ben, başka değil, sadece iyi, güzel ahlâkı tamamlamak uygulamak için gönderildim.”4 buyurarak, toplumda var olan ancak zamanla küllenmiş, yok olmuş ya da bozulmuş değerlerin diriltilmesi veya yerine yenisinin getirilmesi görevini üstlendiğini ifade etmişti. Aslında bütün peygamberler aynı sorumlulukla gönderilmişlerdi. Bununla birlikte Allah Resûlü, kendisinin tamamlayıcılık ve uygulayıcılık vasfını şöyle dile getirmişti “Benim ve benden önceki peygamberlerin durumu, bir ev inşa eden kimseye benzer. O kimse evi güzelce yapıp mükemmel hâle getirmiş fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar, ona hayran olurlar ve şöyle derler Keşke şu tuğla da yerine konulmuş olsaydı.’ İşte ben, o yeri boş bırakılan tuğlayım; ben peygamberlerin sonuncusuyum.”5 Bir defasında Enes b. Mâlik’in amcasının oğlu Sa’d b. Hişâm Medine’ye geldiğinde, Hz. Âişe’den kendisine Resûlullah’ın ahlâkını anlatmasını istemişti. Âişe, “Sen Kur’an okuyorsun değil mi?” diye sorunca Sa’d, “Evet.” cevabını verdi. Bunun üzerine müminlerin annesi, “İşte Hz. Peygamber’in ahlâkı Kur’an idi.” Bazı rivayetlerde Hz. Âişe’nin, bu sözünün ardından, “Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”7 âyetini ya da Mü’minûn sûresinin ilk dokuz âyetini okuduğu Zira Kur’an’ı bizzat tebliğ eden ve yaşayan Hz. Peygamber, onun öngördüğü ahlâkı hayatı boyunca en ideal düzeyde temsil etmişti. Enes b. Mâlik’in ifade ettiği üzere, Resûlullah ahlâk bakımından insanların en güzeli Bununla birlikte Hz. Peygamber, ahlâkını daha da güzelleştirmeye gayret ederek kötü ahlâktan Allah’a O’nun namaza kalktığında yaptığı dua da bu amacını gerçekleştirmeye yönelikti “...Allah’ım! Beni güzel ahlâka eriştir. Senden başka güzel ahlâka eriştirecek yoktur. Kötü ahlâkı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlâkı benden uzaklaştıracak yoktur!..”11 Resûlullah, ashâbını da her fırsatta güzel ahlâklı olmaya, bunun için çabalamaya teşvik etmişti. Nitekim Hz. Peygamber, Ubâde b. Sâmit ile beraber bir grup Medineli kendisine biat etmeye geldiklerinde onlardan Allah’a şirk koşmamanın yanı sıra hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek gibi ahlâkî konularda da söz Hz. Peygamber Muâz b. Cebel’i Yemen’e vali olarak gönderirken ise, “Ey Muâz b. Cebel! İnsanlara güzel ahlâkla muamele et.” tavsiyesinde Ashâb-ı güzîn, Peygamberimizin örnekliğini ve tavsiyelerini öylesine içselleştirmişlerdi ki onun vefatından sonra, “O olsaydı nasıl yapardı ve ne söylerdi?” sorusunu her durumda kendilerine sormuşlar ve böylece Peygamber’in ahlâk ve edebini yaşatmaya çalışmışlardı. Şüphesiz câhiliye döneminde de çeşitli ahlâkî erdemler ve bir ahlâk anlayışı mevcuttu. Cömertlik, güvenilirlik, doğru sözlülük, misafirperverlik, dayanışma ve yardımlaşma gibi erdemler, o dönemde ahlâk anlamına gelen “mürüvvet” kapsamında değerlendiriliyordu. Fakat Kur’an’ın öngördüğü ahlâk çok daha farklıydı. Ataların gelenekleri ve kabileciliğe dayalı câhiliye ahlâkına karşılık Kur’an bir ve tek olan Allah’ın rızasını gözeten tevhide dayalı bir ahlâk anlayışı getirmişti. Kur’an ahlâkını diğer ahlâk sistemlerinden ayırt eden yönleri ise âhiret inancına dayalı olması ve evrensel ilkeler getirmesiydi. Buna göre ahlâk, kişinin yalnızca insanlarla ilişkilerinde değil, Rabbiyle, diğer canlılarla ve çevresi ile ilişkilerinde de var olan ve dikkat edilmesi gereken bir niteliktir. Nitekim İslâm’ın nihaî gayesi ahlâklı insanlardan oluşan ahlâklı bir birey ve toplum, onlardan da ahlâklı bir dünya meydana getirmektir. İslâm ahlâkı, zikredilen bütün bu özellikleri ile insanı hep daha iyiye ve daha güzele yönlendiren canlı bir yapı sergilemektedir. İSLÂM AHLÂKININ EN BELİRGİN YÖNLERİ, “HASBÎLİK” İslâm ahlâkının en belirgin yönleri, “hasbîlik” yani hiçbir çıkar kaygısı olmadan sırf Allah rızasını gözetmek ve “ihsan” yani kendisi Allah’ı görmese de her an Allah’ın onu gördüğünün bilincinde olmak ve ona göre davranmaktır. Bu, İslâm’da ahlâk ve iman arasında sıkı bir ilişki olduğu anlamına gelmektedir. Allah Teâlâ, “Rabbimiz Allah’tır.” deyip de dosdoğru olanları cennetle Resûlullah da, “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.”15 buyurarak iman ve ahlâk birlikteliğine vurgu yapmıştır. Ayrıca ahlâkı en güzel olanların, en hayırlı insanlar16 ve kendisine en sevgili kimseler17 olduğunu ifade etmiştir. İslâm ahlâkında vicdan da göz ardı edilmemiştir. Şuurlu, iman sahibi bir kimse, vicdanına danışarak iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilir. Çünkü iyilik/sevap, kalbin kendisiyle huzur ve sükûn bulduğu; kötülük/ günah ise kalbi huzursuz eden Nitekim Hz. Peygamber, “İyilik güzel ahlâktır. Kötülük ise içini huzursuz eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir.” Ancak insanın fıtratı gereği yanıldığı ve hata ettiği zamanlar olabilmektedir. Böyle bir durumda Allah Resûlü şunu tavsiye etmektedir “Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!”20 Çünkü Allah Teâlâ’nın buyurduğu üzere, yapılan hayır ve hasenat, kötülükleri Allah, insana hem kötülük duygusunu hem de takvasını kötülükten sakınmayı ilham Dolayısıyla insanın yaratılışından sahip olduğu bir meleke olarak ahlâk, iyi ya da kötü yönde değiştirilmeye müsait bir konumdadır. Cenâb-ı Hak tarafından iyi, güzel, temiz görülen davranışlar güzel ahlâk; kötü, çirkin ve pis addedilen fiiller ise kötü ahlâk kapsamında değerlendirilmiştir. Ve bu ahlâkî davranışlar, sonuçları itibariyle cennetle mükâfatlandırılma ya da cehennemle cezalandırılma şeklinde uhrevî müeyyidelere bağlanmıştır. Yüce Allah, âhirete iyilik getirene ondan daha hayırlısının, kötülük getirene ise ancak işlediğinin cezasının verileceğini Hz. Peygamber, “Kıyamet günü müminin mizanında güzel ahlâktan daha ağır bir şey yoktur. Muhakkak ki Allah söz ve fiilleri çirkin kimselere son derece öfkelenir.” buyurmuş,24 ahlâkını güzelleştiren kimseye cennetin en yüksek makamından bir köşk verileceğine kefil olduğunu İSLÂM AHLÂKINDA ÖNEM VERİLEN BİR DİĞER HUSUS DA “İSTİKAMET”TİR İslâm ahlâkında önem verilen bir diğer husus da “istikamet”tir. Ahlâkın özümsenmesi, niyet ve eylem birlikteliği ile gerçekleşir. Davranışlar tek başına değil ancak niyetle, kalple uyumlu olduğu sürece değer ifade etmektedir. Zira, “Ameller ancak niyetlere göre değer kazanır...”26 Allah cc, “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.”27 buyurarak inananları bu hususta uyarmaktadır. Peygamberimiz de, “Kulun kalbi doğru oluncaya kadar imanı dosdoğru olmaz. Dili doğru oluncaya kadar da kalbi dosdoğru olmaz. Komşusunun kendisinden bir kötülük gelmeyeceğine emin olmadığı kimse de cennete giremez.”28 buyurarak aynı şekilde müminin ahlâkî tutarlılığa sahip olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Ahlâkla ibadetler arasında da sıkı bir ilişki vardır. İbadet, Allah’a karşı bir görev olmakla birlikte kişiyi ahlâkî açıdan geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Bu yüzdendir ki Kur’an’da namazın her türlü hayâsızlık ve kötülükten alıkoyma özelliğine vurgu Aksi takdirde kişinin ibadeti, ahlâkını güzelleştirmeye vesile olmuyorsa çelişkili bir durum söz konusudur. Nitekim Allah Resûlü, namazı, orucu ve sadakasının çokluğuyla anıldığı hâlde komşularını diliyle inciten bir kadın hakkında kendisine sorulduğunda, onun cehennemde olacağını İman, ibadetler ve ahlâk arasındaki bu denge ve birliktelik göstermektedir ki ahlâklı olmak, tek kelimeyle her şeyde tevhidi bulma çabasıdır. Ahlâkla yakından ilgili diğer bir kavram “edep”tir. “Ziyafete davet, iyi tutum, nezaket” gibi anlamlara gelen edep, başta insan ilişkileri olmak üzere kişinin bireysel ve toplumsal hayatını düzenleyen birtakım kurallardır. Bu kurallar doğrudan ahlâkî davranışları ilgilendirmeyen başka konuları da kapsamakla birlikte, özellikle pratik ahlâkla yakından ilişkilidir. Bu çerçevede edep kurallarına uymak ve onları uygulamak, aynı zamanda ahlâklı olmanın bir gereği olarak düşünülmüştür. Çünkü edep kurallarının temelinde de insanı ahlâken güzelleştirme, olgunlaştırma gayesi vardır. Allah Resûlü’nün güzide ashâbı arasında yer alan Abdullah b. Mes’ûd, edep ve ahlâk ilkelerinin kaynağı olarak Kur’an’ı, yine edep kökünden gelen, “me’dübetullâh” yani, “Allah’ın ziyafet sofrası” diye nitelendirmiş ve “O’nun ziyafet sofrasından gücünüz yettiğince öğrenin istifade edin!” Başka bir sözünde ise her terbiye verenin, verdiği terbiyenin edinilmesini arzu ettiğini, Allah’ın terbiyesinin de Kur’an olduğunu ifade Nitekim mümin, Kur’an’ı hakkıyla yaşantısına geçirdiği ölçüde ahlâklı ve edepli olacaktır. Kur’ân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber, ahlâkın olduğu kadar edebin de kaynağıdır. Mevlânâ’nın dediği gibi “Âyet âyet bütün Kur’an’ın mânâsı edeptir.” Allah Resûlü de her hâliyle edep timsalidir. ÇOCUKLARINIZA İKRAM EDİNİZ VE ONLARA GÜZEL TERBİYE VERİNİZ Küçük yaşta verilen eğitim ve terbiyenin kalıcılığı herkesçe bilinen bir gerçektir. Nitekim Hz. Peygamber, “Çocuklarınıza ikram ediniz ve onlara güzel terbiye buyurmuş, “Hiçbir baba, evlâdına güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermemiştir.”34 diyerek çocuk terbiyesine verdiği önemi vurgulamıştır. Kendisi de tuvalet temizliği ve âdâbı gibi bir konuda bile ashâbıyla bir baba kadar yakından ilgilenmiş,35 onları her zaman her yerde edebi gözetmeye teşvik etmiştir. Çünkü insanı diğer canlılardan ayıran, yaratılmışların en şereflisi yapan şey edeptir. Edebin insana değer katan bu yönü özellikle Müslümanların yeni kültürlerle tanışmasından sonra oldukça önem kazanmış, bir insanı kültürlü ve görgülü kılan özelliklerin toplamına “edep” denilir olmuştur. Böylece “edîb” olabilmek, yani yüksek bir kültüre ulaşmak için dil ve edebiyat bilgisi başta olmak üzere tarih, nesep, menkıbe ve âdâb-ı muâşeret gibi bilgilerin öğrenilmesi gerekli görülmüştür. Edep, insanlarla ilişkilerinden ibadetlerine kadar müminin günlük hayatında her alanı kuşatan, böylece bireysel ve toplumsal hayatın bütün detaylarını tanzim eden bir işlev görür. Bu çerçevede yeme içme, giyim kuşam, yatıp kalkma, eve girip çıkma, büyük küçük bütün insanlarla ilişkiler, konuşma, camiye gitme, namaz, oruç ve sadaka gibi her davranışın, her ibadetin âdâbı vardır. Meselâ, her işe Allah’ın adını anarak başlamak,36 yemeği sağ elle ve önünden yemek,37 bir şey içtiğinde kabın içine solumamak,38 başkasının evine izinsiz girmemek,39 selâmı yaymak,40 selâma daha güzeli veya aynıyla karşılık vermek,41 küçüklere merhamet, büyüklere saygı göstermek,42 insanların kusurlarını araştıran değil, örten olmak,43 namazı huşû içerisinde kılmak,44 kötü söz ve fiilleri terk etmek,45 sadakayı başa kakmadan, gönül kırmadan temiz ve güzel şeylerden vermek46 bunlardan bazılarıdır. Bunların hepsi Müslüman’ın zihnini inşa ederek ona şahsiyet kazandıran davranışlardır. Edebe riayet etmek, nefsi terbiye edip ahlâkı güzelleştirdiği gibi hem Allah’ın rızasını, hem de toplumun sevgisi ve takdirini kazanmaya vesiledir. Dipnotlar 1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, Buhârî, Tefsîr, Alak 1; Müslim, Îmân, Kalem, 68/ İbn Hanbel, II, 381; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, Buhârî, Menâkıb, Müslim, Müsâfirîn, 139; Ebû Dâvûd, Tatavvu’, Kalem, 68/ İbn Mâce, Ahkâm, 14; Nesâî, es- Sünenü’l-kübrâ, V I, Buhârî, Edeb, 112; Müslim, Fedâil, Ebû Dâvûd, V itr, 32; Nesâî, İstiâze, Müslim, Müsâfirîn, Buhârî, Îmân, Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1; İbn Abdülber, Temhîd, V I, Fussilet, 41/ Ebû Dâvûd, Sünnet,15; Tirmizî, Radâ’, Buhârî, Menâkıb, 23; Müslim, Fedâil, Buhârî, Fedâilü ashâbi’n-nebî, İbn Hanbel, IV, 227; Dârimî, Büyû’, Müslim, Birr, Tirmizî, Birr, Hûd, 11/ Şems, 91/ Kasas, 28/ Tirmizî, Birr, Ebû Dâvûd, Edeb, B1 Buhârî, Bed’ü’l-vahy, Saff, 61/ İbn Hanbel, III, Ankebût, 29/ İbn Hanbel, II, Dârimî, Fedâilü’l- Kur’ân, Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, İbn Mâce, Edeb, Tirmizî, Birr, Ebû Dâvûd, Tahâret, 4; Nesâî, Tahâret, İbn Hanbel, II, Buhârî, Et’ime, 2; Müslim, Eşribe, Buhârî, V udû’, Buhârî, İsti’zân, 13; Müslim, Âdâb, Ebû Dâvûd, Edeb, 130-131; Tirmizî, Et’ime, Nisâ, 4/ Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, Müslim, Birr, Mü’minûn, 23/ Tirmizî, Birr, Bakara, 2/264, 267. Kaynak Hadislerle İslam,Diyanet İşleri Başlanlığı İslam ve İhsan
Peygamber Efendimizin ahlakla ilgili hadisleri Peygamberimizin güzel ahlakla ilgili sözleri Hz Muhammed güzel ahlak ile ilgili sözleri İslam Peygamberi Hz Muhammed SAS şöyle buyurmuştur "Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim Bir müslümanın değeri, ahlakının güzelliği ile ölçülür Bu konuda, Hz Peygamber, kendisine en sevimli olanların, güzel ahlak sahipleri olduğunu bildirmiş ''Allah katında en sevgili kullar kimlerdir?'' sorusuna da, ''Ahlakı en güzel olanlardır" cevabını vermiştir 'Allah'a takva ve güzel ahlak.' En ziyade neyin insanları cennete sokacağını soruyorlar. Tirmizi, Birr 62, kutub-ı sıtte, 16. Cilt , sf. 329 Ruhumu kudret altında tutan Allah'a yemin ederim ki cennete sadece güzel ahlak sahipleri girer. Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, Müminin mizanında en ağır basacak şey güzel ahlaktır. Muhakkak ki, Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz eder" Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 15/9 İmanın kemali, güzel ahlakladır. Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 344/4 Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi. Abbas Ramuz el-Hadis "Sizler insanları mallarınızla memnun edemezsiniz, onları güzel yüz ve güzel huyla hoşnut edersiniz." Bezzar, Ebu Yala, Taberani; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 111 "Allah Teala kolaylık gösteren ve güler yüzlü kişiyi sever." Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,, Peygamber Efendimiz sav'in Sevgi, Merhamet ve Adalet ile İlgili Sözleri ' Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer maruftur.' Tirmizi, Hz. Cabir'den rivayet etti kutub-ı sıtte, 2. Cilt ' Mümin kişi, diğer mümine karşı duvar gibidir, birbirlerini takviye ederler.' Nesai kutub-ı sıtte, 2. Cilt , Sf. 374 Size vermekte olduğu nimetlerinden ötürü Allah'ı sevin, beni de Allah beni sevdiği için seviniz. Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 4. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, Allah uğrunda birbirine muhabbet eden kimseler, O'nun gölgesinden başka gölge olmayan günde, O'unu Arş-ı Alâsının gölgesindedirler. Kendilerine nurdan kürsüler kurulur. Onların Rableri ile olan meclislerine, Peygamberler, sıddıklar ve şehidler bie imrenirler. Hz. Muaz İbni Cebel Ramuz El-Hadis "Mümin kendisi için sevdiğini kardeşi için de arzular." Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 152 "Hediyeleşin, birbirinizi sevin. Birbirinize yiyecek hediye edin. Bu, rızkınızda genişlik hasıl eder." Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, "Ziyaretleşin, hediyeleşin. Çünkü ziyaret sevgiyi perçinler, hediye de kalpteki kötü duyguları söker atar." Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, "Birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize kin tutmayınız, birbirinize çirkin sözler söylemeyiniz, birbirinize sırtlarınızı dönmeyiniz, kiminiz kiminizi arkasından çekiştirmesin. Allah'ın kulları kardeşler olunuz." Buhari ve Müslim; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 315 "Sizden önceki toplumların derdi size de bulaştı Haset ve kin. Kin beslemek kökten kazıyan şeydir. Allah'a yemin ederim ki iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Size birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yayın." Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 3. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s. 425 Mü'minler birbirlerine muhabbetli ve hayırlıdır, evleri ve bedenleri ayrı olsa da. Facirler ise birbirlerini aldatıcıdırlar. Evleri ve bedenleri toplu olsa da. Ve birbirleriyle mücadele ederler. Hz. Enes Ramuz El-Hadis Merhamet edin, merhamet olunasınız. Af edin, af olunasınız. Yazık, laf ebesi olanlara. Yazık günahlarına bilerek devam edip, istiğfar etmeyenlere. Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 70/10 Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin. Hz. Said İbni Ebu Berde; Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 510/5 Allah yoluna birbirlerini sevenler, arşın gölgesinden başka gölge olmayan o günde, arşın gölgesindedirler. Nurdan münberler üzerinde. Onların mekanlarına Nebiler ve Sıddıklar gıbta ederler. Hz. Muaz Ramuz El-Hadis Allah yolunda muhabbet edenler, Arşı Alâ etrafında yakuttan kürsüler üzerinde olurlar. Hz. Ebu Eyyub Ramuz El-Hadis "Sana zulmedeni affet. Sana küsene git, sana kötülük yapana iyilik yap. Aleyhine de olsa hakkı söyle." Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 317 "Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız, Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz cömert olunuz ki, Allah Teala da size karşı cömert olsun." Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 17/15 "Zulümden kaçının. Zira zulüm, kıyamet günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, zira cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye sevk etmiştir." Muslim, Birr 56; Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 357 Mümin alicenaptır ve kerimdir Hüsnü zannı sebebile aldanır. Facir ise hilekardır. Hz. Ebu Hüreyre Ramuz El-Hadis Mü'min her halinde hayır üzerindedir. Ruhu, Allah Azze ve Celleye hamd eder olduğu halde, iki yanı arasında kabzolunur. Abbas Ramuz El-Hadis Mü'min omuzları yumuşak kimsedir iyi geçimlidir. O din kardeşine rahatlık verir. Münafık ise uzak durur. Ve kardeşine sıkıntı verir. Mü'min selâm vermekte atılgandır. Münafık ise bakar ki 0nce kendisine versinler. Hz. Enes Ramuz El-Hadis Maruf iyilik cennet kapılarındandır. Ve fena ölümü defeder. İyilik ismi gibi iyidir. Ve dünyada iyilik adamı olan ahirette de iyilik ehli olur. Şihab Ramuz El-Hadis "Ey insanlar dikkat ediniz! Rabbiniz tektir. Arabın, Arab olmayana, Arab olmayanın Arab'a, siyahın kırmızıya, kırmızının siyaha, takvadan öte, hiçbir üstünlüğü yoktur. Şüphesiz Allah Teala katında en üstününüz, Allah Teala'dan en çok korkanınızdır." Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 5/411 Peygamber Efendimiz sav'in Sabırla İlgili Sözleri ... Sen, yakini bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki nusret sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 315 Sabır imanın yarısı, yakin de imanın tamıdır. Mesud Ramuz El-hadis Haya zinettir. Takva'da keremdir. En hayırlı binek de sabırdır. İbtila halinde insanın musibetinin berteraf olmasını Allah'tan beklemek ibadettir. Ramuz El-Hadis Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır. Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 208 Peygamber Efendimiz sav'in Kuran ve Sünnet ile İlgili Sözleri Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız Allah'ın Kitabı ve Resulü'nün sünneti. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 328 "Kim ki Kuran'ı öne alırsa, Kuran onu cennete götürür. Kim de arkasına bırakırsa onu da cehenneme sürer." Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 227/9 Peygamber Efendimiz sav'in Duayla İlgili Sözleri ... Bir şey isteyince Allah'tan iste. Yardım talep edeceksen Allah'tan yardım dile. Zira kullar, Allah'ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah'ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, 1992, s. 314 İcabetten emin olarak Allah'a dua edin. Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 327 Dua ibadetten ibarettir. Allah buyurur ki 'Bana dua edin, Ben size icabet edeyim' İbni Beşir Ramuz El-Hadis Dua, mü'minin silahıdır ve dinin direğidir. Göklerin ve yerin nurudur. Ramuz El-Hadis Peygamber Efendimiz sav'in Aileyle İlgili Sözleri "Allah'tan korkun. Çocuklarınızın size itaatli olmalarını istediğiniz gibi siz de onların aralarında adaletle davranınız." Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt, Gonca Yayınevi, İstanbul, 1997, 13/10 "Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz." Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, "Çocuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın..." Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, "En olgun imana sahip mümin huyu en güzel ve ailesine karşı en nazik, lütufkar olanıdır." Nesai, Tirmizi ve Hakim'in de yaklaşık anlamda rivayetleri vardır.; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, "En hayırlınız, hanımlarına en hayırlı olanınızdır. Ben hanımlarına karşı sizlerin en iyisiyim." Tirmizi; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998,
hz muhammed in güzel ahlakla ilgili hadisleri