eşini başka erkekle hayal etmek psikoloji
Hayal kurmak her birimizin özelliğidir, ancak bazıları boşuna hayal kurarken, diğerleri hayallerini gerçekleştirebilir. Herkes, arzularını görselleştirmek için kanıtlanmış teknikleri kullanarak bunu yapabilir. Görselleştirme, doğrudan bilinçaltı zihnimizle ilgili bir tekniktir. Kanıtlanmış yöntemler sayesinde herkes hayallerini gerçekleştirmeye çok
Pudra.com erkeklere sevişirken ne düşündüklerini sordu. Kadınların seks sırasında en çok merak ettikleri şeylerden biri partnerlerinin ne düşündüğü. Hatta birçok kadın bunu sevgilisine açıkça soruyor. Bu nedenle erkekler sevişirken sürekli "Ne düşünüyorsun" ya da "Başka bir şey mi hayal ediyorsun?"
Erkekarkadaşınızı aldatmayı hayal edin, bugünün makalesinde öğrenin, eksiksiz rehberimiz için okumaya devam edin. Endişelenmeyin, bunu gerçek anlamda algılamayın, partnerinizi aldattığınızı hayal etmek, aldatmanın bir önsezisi olmak zorunda değildir. Rüya makalemizde, hayal ettiğinizi hayal etmenin gerçekten ne anlama geldiğini keşfedin
GÖZLERİ ACIK SEVMEK (Jorge Bucay, Silvia Salinas) · İnsanlar ilişkilerinde zorlukla karsılaştıklarında eşlerini suçlar.
Erkekkabuğuna çekilip sorununu kendi kendine çözmeye çalışırken eşinin ona yardım etmek istemesini yetersizlik gibi düşünebilir. Kadın üzüntülü iken gereksiz konuştuğunda erkek onu terslerse sevilmediğini ve değersiz olduğunu varsayacaktır. Oysa erkek sadece eşini dinlediğinde onun gevşediğini görecektir.
nama alat musik pada gambar disamping adalah. Profesör Doktor Nevzat Tarhan'ın Evlilik Psikolojisi Öncesi ve sonrası ile evlilik adlı eseri Timaş yayınları arasında yayınlandı. Evlilik öncesi ve sonrasını kuşatan sorunları irdeleyerek, uzman gözüyle gözler önüne seren eser, evliler ve evlenmeyi düşünenler için ideal bir başucu rehberi...Bir evlilikte karşılaşılabilecek tüm gerilimli anlara ışık tutan eserin sonunda eşinizi yeterince tanımanıza ve evlilikte duygusal zeka seviyenizi öğrenmezine yardımcı olacak iki ayrı test yer alıyor. Bu eserin bir bölümü, son günlerde özellikle sosyetik isimler başta olmak üzere, üçüncü sayfa haberinin magazin medyasının gündemini teşkil eden aldatma konusunu ele alıyor ve akla gelebilecek her konuyu içeriyordu. Haber7 olarak, yazar ve yayınevinden bu bölümün yayını için, özel bir ricada bulunduk. İşte bir uzmanın tespitleri ışığında aldatma konusunda merak edilen hemen her soruya cevap verebilecek metin Günümüzde cinsel aldatma çoğu toplum için sosyal bir sorun haline gelmiştir. Tarihin hiçbir döneminde eşlerin birbirini aldatması, modern dünyadaki kadar yaygın olmamıştır. Örneğin Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre evli her yüz kadından 25’i en az bir kere başka bir erkekle cinsel ilişkiye giriyor. Yine evli her yüz erkekten 70’i de başka bir kadınla eşini aldatıyor. Cinsel aldatmanın bu kadar yaygın olması elbette boşanma oranlarına da yansıyor. ABD’de 1955’te boşanma oranları yüzde 10 iken 1995’te bu oran yüzde 52’ye çıkmıştır. ABD’de ve bazı Batılı ülkelerde son yıllarda kadın ve erkeğin istediği kişiyle cinsel ilişkiye girmesi şeklinde tanımlaman açık evlilik’ler giderek yaygınlaşıyor. Tarafların evliyken başka birileriyle cinsel ilişkiye girmeyi kabullenmesi aslında bir aldatmacadan ibarettir. Çünkü bu durum, evliliğin anlamına, genetik yapısına terstir. “Evlilikte duygusal bağ daha önemli, duygusal aldatma olmadığı sürece cinsel aldatma önemli değil” yaklaşımının geçerli olması mümkün değildir. Çünkü cinsel aldatma, duygusal bağlılığa zarar verir ve bunun duygusal aldatmadan bağımsız olduğu düşünülemez. Sevgilisi olan erkek ya da kadın giderek ailesinden uzaklaşır, fatura da çocuklara dolayısıyla topluma aldatır!Birçok toplumda erkeğin eşini aldatması daha yaygındır. Ancak Batı toplumlarında, giderek kadınların erkeği aldatması da yaygınlaşmaktadır. Türkiye’de ise erkeklerin eşlerini aldatması aile kurumu için önemli bir sorundur. Bunun temelinde geleneksel aile anlayışımızın erkeğe adeta aldatma özgürlüğü vermesi yatar. “Erkektir, elinin kiridir, yapar ama döneceği
Evli ya da sevgili misiniz? İlişkinizde sizin için gerçekten en vazgeçilmez şey ne? Ne zamanlar kendinizi daha mutlu, huzurlu ve değerli hissediyorsunuz? Birbirinizin hangi davranışı, o gün içinde size; "Sanki tüm sorunların üstesinden gelebilir, önünüze çıkan herkese sizi gülümsetir, martıyı, kediyi elinizle besletir, kırmızı daha kırmızı, gökyüzü daha mavi gözükür" duygusu yazımda, "Yakınlaşma becerisi" nden ve "özen" den bahsedeceğim. Yukarıdaki soruların cevabını biraz düşündüğünüzde, aklınıza gelecek şeyler bunlar. Partnerinizle duygusal açıdan ne kadar bağlantı içinde olduğunuz konusu, mutlu bir ilişki için olmazsa şey; "Yakınlaşma alışkanlığı" konusu neleri içermektedir? Aslında "İLGİ GÖSTERMEK" desem daha anlaşılır olabilir mi? İkili ilişkilerde hiç de zor olmayan, tam aksine iki tarafı da besleyen, ilgi gösterilen kişinin mutluluğunun tekrar ötekine döndüğü bir süreçtir ihtiyacı ortak; değer verdiklerimizin bizi sevmesi ve ilgi göstermesi. "Ben onu çok seviyorum ama anlamıyor!" ya da "Sevgimi gösteremiyorum, öyle gördük , bizim ailede kimse sevgisini belli etmezdi." diye kendini ifade eden kişiler, bunun ne kadar gerekli olduğunu ancak sevdikleri kişiler isyan ettiğinde ya da ilişkileri bozulmaya başladığında bunun önemini çoğu zaman nasıl davranacaklarını bilemiyorlar. Sanki ilgi ve sevgisini gösterirse, kendisinde "eğreti" duracakmış düşüncesi oluyor. Yakışık almazmış gibi geliyor. Eğer bir de karşısındaki kişi onu suçlarsa, iyice "yetersizlik duygusu" yaşıyor. Bir de tabii "Düşünceli davranmak", "İnce düşünmek" gibi tanımlar var; karşımızdakinden beklentimizi ifade eden... Bunların hepsi aynı kapıya biz birisini hayatımıza aldıysak, her iki tarafında beklentisi "Ötekinin ilgi odağı" olmak üzerinedir. Bu tek ilgi odağı olacak anlamında değil ama genel olarak öncelikli özenli davranış görme beklentisi vardır. Kötü birşey de değildir! Başka türlüsü beklenemez. Hayatın en önemli anlam kaynaklarından birisi; "aşk, sevgi ve bağlanma" üzerinedir. Öyleyse buna sahip çıkmamız ya da değilsiniz farketmez , bir ilişkiniz varsa, ilgili olmak zorundasınız. Nasıl mı?En önce sağlam bir dinleme beceriniz olmalı; eşiniz ve sevgiliniz konuşurken zihniniz, gözünüz etrafta gezinmemeli, sorular sormalı, duygularına odaklanmalı, onaylanması gerekiyorsa onaylamalı ve dinlediğinizi belirten geribildirimler işler yapıyor olabilirsiniz, gün içinde onu aramalı gerekirse mesaj da çekmelisiniz yani "aklımdasın" demenin yollarını bulmalısınız. Çok zor değil, isterseniz buna zaman insanların da olduğu görüşmelerinizde bakışınızla, vücut dilinizle, gerekirse sözel olarak onun görüş alanınız içinde olduğunu hissettirmelisiniz. Mesela arkadaşlarınızla yemekteyseniz, onunla yiyeceğinizi paylaşmak, suyunu doldurmak, vb ona kendini değerli hissettirir. Eşinizin yaptığı iyi birşeyden bahsetmek, onu onore kocasının iş başarısı ya da ilişkileri konusunda eşini takdir etmesi de erkeğe kendini iyi alelacale evden çıkmaktansa, -bir arkadaşımın geçen gün kendi ilişkisinde yaptığını anlattığı gibi- iki tane sütlü neskafe hazırlayıp, karşılıklı içerek iki laf etmek gününüzü güzelleştirmez mi?Eğer eşiniz doktora gitiyse ona eşlik etmeli, edemiyorsanız ondan gün içinde bilgi almalısınız yani merak zaman, ilişkinin en başından itibaren "biz" duygusunu yaşatmalısınız. "Biz beraber hareket ediyoruz, önemli kararları beraber veriyoruz, karımın ya da kocamın ne düşündüğü önemli, birini eve davet ediyorsam, önce karıma ya da kocama sormalıyım...vb". Bu konu, her iki tarafın ailelerine de hissettirilmelidir. Bu duruş evliliğin en büyük kurtarıcılarından sevgilinize dokunun, sarılın, sevgi sözcükleri söyleyin...Sadece ona özel bir isim, tanımlama bulabilirsiniz. Tanıdığım biri, kız arkadaşını "mavi" diye çağırıyor; en sevdiği ve huzur bulduğu arkadaşlarıyla ilişki kurun; kendi seçiciliğiniz olabilir ama anlaşabileceğiniz olanları mutlaka vardır. Ortak bir yaşam sürdürecekseniz, bu onun hoşlanacağı şeylerin neler olabileceği üzerine kafa yormalısınız. Mesela başbaşa yemek organizasyonu yapmak, konser bileti almak, akşam onu sinemaya davet etmek gibi. Erkekler kadınların sevdiği küçük sürprizlerden onlar kadar hoşlanmıyorlar ama beyler size söylüyorum, kadınlar çok hoşlanıyorlar, heyecanlanıyorlar ve mutlu oluyorlar, lütfen bunları yapmaktan vazgeçmeyin!Akşam eve geldiğinizde, gün içinde neler yaptığınıza dair küçük bir sohbet yapın. Gerekirse bazen dışarıdan yemek sipariş edin, karşılıklı konuşmaya mutlaka zaman yapın! Yani başkaları hakkında da konuşun, ille de kötü şeyler olması gerekmiyor, herkesin hayatında birşeyler olup bitiyor, o konularda da kocası ya da karısı olanın biraz müzikten anlaması lazım gibi; eşinizin ilgi alanlarına yakın durmaya çalışın, bir kısmını yakalar onunla belli düzeyde bir paylaşıma girebilirsiniz. Her iki tarafın da bu çok hoşuna hayal kurmak...Bir danışanım, birgün eşine bir yemekte nasıl bir eve sahip olmak istediğini anlatırken eşi; "Olmayacak, saçma sapan hayallerin var." deyince çok üzüldüğünü ifade etmişti ve "Eşim hayal kurmama bile izin vermiyor." diye yakınmıştı. Bırakın herkes gönlündekini seyahat edin, tatil planı yaparken her iki tarafın hoşuna gidecek seçenekler üzerinde işler konusunda birbirinize destek olun, bunu kısasa kısas şeklinde değil, birbirinizin boşluklarını doldurarak sabahı kahvaltılarını, farklı zamanlarda birbinize hediye eder gibi hazırlayın. Onun sevdiği bir omlet, krep, vb ne ise onun için sert çıkışlarda bulunmayın, yumuşaklığınızı korumaya eğer eşiniz size bir problemini anlatıyorsa, hemen akıl vermeye kalkmayın. Şöyle diyebilirsiniz; "Seni sadece dinleyeyim mi? Yoksa çözüm önerisi ve fikrimi söylememi ister misin? diye eşinize sevgi ve hayranlığınızı ilişkiniz sürdüğü sürece belli etmekle yükümlüsünüz. Aynı zamanda onun ne kadar değerli olduğunu hissettirmenin yolu, onun ihtiyaçlarını görmek ve ilgi göstermektir. Herkesin bir "sevme tarzı" olabilir ama göstermediğiniz bir sevgi hedefine ulaşmaz. Vadeli yaşamımızda hepimizin buna ihtiyacı var ve bunu hakediyoruz. Sevgi ve ilgiyi alan çocuk nasıl mutlu mutlu büyüyorsa, yetişkin olduğunda da bu ihtiyacı hiç kaybolmuyor. Herkesin güveneceği bir yol arkadaşına ve sağlam bir omuza ihtiyacı var. İlişki ihmale gelmez, tıpkı trafikte araba kullanır gibi nasıl tüm şeritlere, lamba ve işaretlere ve diğer arabalara dikkat ediyorsanız öyle...İnanın bir farkı yok!
Ergenlik döneminde başlayan,ve değişik koşullarda, düşlemlerde ya da davranışlarda ortaya çıkan üstünlük duygusu, beğenilme gereksinmesi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir örüntü...' * Kendinin çok önemli olduğu duygusunu taşıma... * Başarılarını ve yeteneklerini abartma, yeterli başarı göstermeksizin üstün biri olarak tanınmayı bekleme... * Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ve kusursuz sevgi düşleri üzerine kafa yorma... * Özel ve eşi bulunmaz biri olduğuna ve ancak başka özel ya da üstün kişilerin, toplulukların, kurumların kendisini anlayacağına ve onlarla arkadaşlık edebileceğine inanma... * Çok beğenilme isteği... * Her şeye hak kazandığı duygusu... * İlişkileri çıkarları için kullanma... * Başkalarının duygu ve isteklerini anlama konusunda isteksizlik... * Başkalarını kıskanma ve kendinin kıskanıldığına inanma... SAYILARI ARTIYOR Bu özelliklerin çoğuna sahip ve küstah, kendini beğenmiş davranışlar sergileyen tanıdıklarınız var mı? Yakından tanımasanız bile gittikçe çevrenizde bu özelliklere sahip kişlerin sayısında artış oluyor mu? O zaman narsisistik kişilik bozukluğu olan birilerini biliyorsunuz demektir. Çünkü bu tanım ve özellikler psikiyatride kişilik bozuklukları başlığı altında yer alan hastalıklardan biri olan narsisistik kişilik bozukluğuna aittir. Biraz kendini beğenmenin, hele bu beğenmeyi gerektirecek özellikler varsa sakıncası yoktur. Hatta kendini değersiz hissetmekten, önemsiz sanmaktan çok daha sağlıklıdır. Ama iş sadece kendini sevip, diğerlerini sevememeye gelince sorun olur. O sadece kendi gücü, başarıları, güzelliği ile ilgilenir. Diğer insanları sadece kendi çıkarları için kullanırlar. Aslında diğer insanları umursamasının tek nedeni, kendisi hakkındaki yargılarıdır. Yoksa kişi olarak onları umursamaz. NARSİSİZMİN ARKA YÜZÜ Narsisistik kişi, kendini yeterli görüp başarıya ilişkin fantazilerle uğraşır. Ama aslında kendinden kuşku duyan, kırılgan, eleştirilere tahammülsüz, değersiz hisseden bir gizli yanı vardır. İnsanlarla yüzeysel ilişkiler kurup, devamlı övgü isteyen, toplulukların içine gerçek anlamda giremeyen, başkalarına güvenmeyen, dayanamayan, onların zamanlarına değer vermeyen, sınırlarını önemsemeyen biridir. Toplumsal alanda genellikle başarılıdır. Çok ilgi alanı vardır ama hepsi yüzeyseldir. Sıkıntılı, sağlıksız ve taklitçi değerlere sahiptir. Bir yandan yalan söyleyerek maddiyata dayalı, otoriteye saygısız bir yaşam sürerken, dışarıya dürüst, aşırı ahlakçı ve paraya önem vermeyen biri tablo çizer. Baştan çıkarıcı, denetimsiz cinsel yaşamı olan kişilerdir. Evlilikleri düzensizdir, evlilik dışı ilişkilere girer. Çünkü eşini ayrı bir varlık olarak göremez ve sevemez. Çok iyi konuşan, kararlı biri gibi görünmekle birlikte bilgileri; sadece başlıkları içeren yüzeysel bilgilerdir, ayrıntıları unutur. Onun için, dil ve konuşma kendine güvenini tazelemenin bir yoludur. ÇAĞIMIZ MI ÜRETİYOR? Gittikçe yakınmalarımız artar oldu çevremizden, tanıdıklarımızdan. "Sadece kendini düşünüyor, kendi çıkarı için her şeyi yapar, her şeyi hak ettiğini sanıyor, kimseyi beğenmiyor" söylemlerimiz artıyor mu? Yoksa yapılan bir şeyler nedeniyle çağımız narsisistik bireyler mi üretiyor? Evde 'birey' yetiştireceğiz iddasında olan ve çok da fazla çocuğa ayıracak zaman bulamayan anne babaların yetiştirdiği çocuklar kendilerini daha fazla gösterme gereksinimi duyarken, bir yandan da yalnız kalmanın ve 'fazla birey' olmanın sonucu, artan oranlar da narsisistik kişilik özellikleri gösteriyor olabilirler. Tabii bu sürece toplumları idare eden liderlerin kendi çıkarlarını ön planda tutmaları ve diğer politikacıların bu sürece eşlik etmelerinin katkıları da göz ardı edilemez. SİZ NE GÖRÜYORSUNUZ? Yetişen yeni nesle öğretilmeye çalışılan, mesajlarla, örneklerle adeta ezberletilen 'önce kendisini kurtarması gerektiği, önemli olanın bireysel başarısı olduğu, kendini gösterdiği taktirde kazanacağı' gibi ilkelerin ! bu sürece etkilerini de unutmamak gerekir. Bu kadar bireyselleşip, sadece aynada kendini görmeye başlayan insanların gittikçe artan oranlarda mistik öğretilere, yeni dinlere, başka dünyalara ilgi duyması çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Belki de bu çağımızın yarattığı bir şey değil, çağımızın gelişmeleri insanlarda zaten var olan bu özelliği sadece belirginleştirdi. Kimbilir belki de bu artış sadece bu işle uğraşan bizlerin söylemlerinden ibaret ve aslında artan bir şey yok, sadece biz var olanların farkına varıyoruz. Sahi sizler çevrenize, televizyonlara çıkanlara, gazetelerde okuduklarınıza, dinlediğiniz propagandalara baktığınızda ne görüyorsunuz? Semerci Narsistik Kişiliğin Özellikleri Narsisizm kendini beğenmişlik hastalığıdır. İsim, Yunan mitolojisinden geliyor. Hikâyenin Karaburun Yarımadası’nda geçtiği söyleniyor. Irmaklar Tanrıçası Nana’nın oğlu Narcisisus son derece fiziki güzelliğe sahip, yakışıklı bir gençtir. Bu nedenle su perileri ona büyük ilgi duyar, ama hiçbiri karşılık alamaz. Bu nedenlede Narcisisus’tan intikam almaya karar verirler. Bir gün dağdaki berrak bir su birikintisine bakan Narcisisus kendisinin sudaki yansımasını görür ve suda yaşayan çok güzel bir insan olduğunu zanneder, kendisine âşık olur. Saatlerce, günlerce kendini seyreder ve sudaki görüntüsüne sarılmak isterken suya düşer ve boğularak ölür. Psikiyatristler, narsisizm hastalığında görülen birçok özelliğin, bu mitolojik hikâyede mevcut olduğunu söylerler Kendini beğenmişlik, başkalarının duygularına kayıtsız kalma, diğer varlıklarla iletişim kuramama, başkalarını dinlememe, sadece kendini düşünme vs… Narsistik Kişiliğin Temel Özellikleri 1. DİNLEMEZLER Her şeyi bildiklerine inandıkları için kimseye ihtiyaç duymazlar. Narsist bir kişi eğer bir kurumun üst yöneticisi konumundaysa yönetim toplantılarında, bir ya da iki ast elemanla yapılan toplantılarda hep o konuşur, diğerleri dinler. Başkalarının fikirleri kendi fikrinden önemli ve üstün olmadığına göre onunla oturup sohbet edilmesine, mevzuların tartışılarak doğruya ulaşılmasına nasıl olsa gerek yoktur. Narsist kişi zaten her şeyin en iyisini biliyor ve en güzelini düşünüyordur!. Karşıdakilere sadece onaylamak ve dinlemek düşer. Fikir sorar gibi yaptıklarında da, daha önce söylediklerinin onaylanmasını beklerler. 2. EMPATİ KURMAZLAR Narsistlerde empati yani başkalarının ne hissettiğini anlama yeteneği gelişmemiştir. Son derece benmerkezci düşünürler. Aldıkları kararlar başkalarını etkileyecektir, ama onlar için bunun önemi yoktur. İnsan ilişkilerinde böyle bir boyutun olduğunun farkında değildirler. İş arkadaşlarının yanı sıra eşi ve çocukları da bu durumdan payını alır. 3. BÜYÜKLÜK HİSSİ BÜTÜN BENLİKLERİNİ KAPLAMIŞTIR Kendini beğenmiş kişiler başarılarını, yeteneklerini abartırlar. Kendilerini farklı ve özel bir kişi olarak algılarlar. Kendilerini her şeyden çok severler. Başarı ve güç için önüne geçilmez istek duyarlar. Başarı için, değil başkaları, kendilerinin sorumlu oldukları kurum için bile risk alırlar. 4. ELEŞTİRİYE KARŞI AŞIRI TEPKİ GÖSTERİR, ÖFKE HİSSEDERLER Kendini beğenmiş kişiler her türlü eleştiriye kapalıdırlar. En dostça eleştiriden bile rahatsız olur ve kendisini eleştirenleri düşman kabul ederler, kendisini eleştiren kişiler onun kıymetini bilmeyen, kötü niyetli ve derinlemesine düşünemeyen ahmaklardır. Bu eleştirinin hesabı günü gelince sorulmak üzere bir kenara kaydedilir. 5. KENDİ ÇIKARLARI İÇİN BAŞKALARINI ÇOK İYİ KULLANIRLAR Kullandıkları kişiyle işleri bitince ona sırtlarını döner, vefasızca davranırlar. Vefasızlık ve nankörlük kendini beğenmişlere göre normal davranışlardır çünkü. 6. İNSANLARA DEĞER VERMEZLER Ortadaki her başarı onların eseridir. İş çevresinde gecesini gündüzüne katmış, fedakârca çalışan herkes değersiz neferlerdir. O olmazsa o kişiler zaten orada olamayacaklardır. Kendini beğenmiş kişiler, öyle işçileri kurumunda çalıştırıyor olmakla onları gereğince ödüllendirmiş olduğuna inanır. Her türlü başarı kendini beğenmiş lider kişinin ön görüsü, zekası, oluşturduğu stratejisi, güç ve kararlılık sayesinde kazanılmıştır! Bu yüzden de özel kişiler tarafından anlaşılabileceğine inanırlar. Başkalarını bu yüzden küçük görür, değer vermezler. 7. EN ÇOK ZENGİNLİK, BAŞARI, GÜÇ, İHTİŞAM GİBİ KONULARA KAFA YORARLAR Devamlı takdir edilme, itibar görme, iltifat arayıp durma çabasındadırlar. Övgü, kendini beğenmişlerin besinidir. Lehte muamele görmeye, kayrılmaya hakları olduğunu düşünürler. Mesela onlar kuyruklarda bekletilmemelidir. Havaalanlarında VIP salonlarında muamele görecek değerdedirler. 8. AMAÇLARI, KENDİLERİNE HAYRAN KİTLESİ OLUŞTURMAKTIR Kendini beğenmiş kişiler muhatap aldığı kişiyi kendilerine hayran etmeye çalışırlar. Muhatap, hayran durumuna gelirse o zaman artık onunla ilgilenmez, ona pek iltifat etmemeye başlarlar. Çünkü o artık kendisinin hayranı zavallı biridir. 9. KISKANÇLIK DUYGUSU HAYATLARINDA ÇOK ÖNEMLİ YER İŞGAL EDER Başkalarını kıskanır, başkalarının da kendilerini kıskandığına inanırlar. Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanırlar. Onların açığını ararlar. Açıklarını tespit ederlerse onları harcamak için ellerinden geleni yaparlar. Son derece menfaatçidirler. 10. YARDIM ALMAZLAR Fikir danışmak ve yardım istemek bu tür liderlik sapmasına sahip kendini beğenmiş kişiler için düşünülmesi, hayal edilmesi bile zor bir durumdur. Bunun birkaç nedeni vardır. Birincisi, yardım istenecek kişi “O KİM?”dir. İkincisi, o kişi önemli olsa bile “söyledikleri doğru ancak bu durum için geçerli değil”dir. Onlar her şeyi en iyi bilen olduklarına göre, fikir sormak ve yardım istemek için herhangi bir neden yoktur. Kurdukları sosyal ilişkileri kendilerini anlatmak ve ne kadar değerli olduklarını kanıtlamak için kurarlar. Böylece diğer insanlar onların ne kadar değerli olduklarını kabul etmek zorunda kalacaklardır, diye inanırlar. Narsistik liderler kendilerini, birlikte oldukları kurum ve kişilere ödül olarak görürler. Bu kişilerin aileleri ile kurdukları ilişki de farklı değildir. Çevrelerindeki herkes onlara hizmet için vardır, onların ihtiyacını karşılayabildiği ölçüde değerlidir. 11. YAPTIKLARI İŞLERE ÇOĞU KEZ ANLAM VERİLEMEZ Kendini beğenmiş kişilerin yaptığı işler, verdiği kararlar karşısında hem iş arkadaşları, hem de aile çevresi bir anlam veremez. “Bu işi neden böyle yapıyor?” sorusunu sık sık sorarlar. Narsistik liderler kurumun imkanlarını kendi egolarını büyütmek ve güçlerini geliştirerek kendilerine hizmet etmek için kullandıklarından kalıcı, verimliliğe dönük ve olumlu bir kurum kültürü oluşturamazlar. 12. KRİZ DÖNEMİNİ SEVERLER Kendini beğenmiş kişiler çalıştıkları kurumda kriz çıkmasına pek üzülmezler. Krizler esnasında son derece zekice ve süratle müdahalelerde bulunarak, kriz yönetimini başarıyla uygularlar. Böylece kriz döneminde herkesin sıkıntılı olduğu anda sahne ışıkları onların üzerine çevrilmiş olur. Onlar da kriz yönetiminin başarısıyla ayrı bir tat ve gurur yaşarlar. Narsistik Kişiye Nasıl Davranalım? kişilere karşı kesinlikle tevazu göstermemek gerekir. Aksi takdirde onlara hiçbir şekilde etki edemeyiz. Açık ve kararlı bir şekilde davranışlarını onaylamadığımızı hissettirerek onlara hayran olmadığımızı ifade etmeliyiz. 2. Onları asla eleştirmemeliyiz. Eleştirirsek bizi düşman kabul edeceğinden artık onlarla çalışamaz ve onlara yardımcı da olamayız. 3. Onlara övgü ile yaklaşırsak bundan çok hoşlanacaklardı. Fakat bu durumda onlara ve topluma kötülük yapmış oluruz... O nedenle kendini beğenmiş kişilere karşı övgü dolu sözler söylememeliyiz. R Yiğitoğlu Kendiği Beğenmiş İnsanların Genel Özellikler 1. DİNLEMEZLER Her şeyi bildiklerine inandıkları için kimseye ihtiyaç duymazlar. Narsist bir kişi eğer bir kurumun üst yöneticisi konumundaysa yönetim toplantılarında bir ya da iki ast elemanla yapılan toplantılarda hep o konuşur diğerleri dinler. Başkalarının fikirleri kendi fikrinden önemli ve üstün olmadığına göre onunla oturup sohbet edilmesine mevzuların tartışılarak doğruya ulaşılmasına nasıl olsa gerek yoktur. Narsist kişi zaten her şeyin en iyisini biliyor ve en güzelini düşünüyordur!. Karşıdakilere sadece onaylamak ve dinlemek düşer. Fikir sorar gibi yaptıklarında da daha önce söylediklerinin onaylanmasını beklerler. 2. EMPATİ KURMAZLAR Narsistlerde empati yani başkalarının ne hissettiğini anlama yeteneği gelişmemiştir. Son derece benmerkezci düşünürler. Aldıkları kararlar başkalarını etkileyecektir ama onlar için bunun önemi yoktur. İnsan ilişkilerinde böyle bir boyutun olduğunun farkında değildirler. İş arkadaşlarının yanı sıra eşi ve çocukları da bu durumdan payını alır. 3. BÜYÜKLÜK HİSSİ BÜTÜN BENLİKLERİNİ KAPLAMIŞTIR Kendini beğenmiş kişiler başarılarını yeteneklerini abartırlar. Kendilerini farklı ve özel bir kişi olarak algılarlar. Kendilerini her şeyden çok severler. Başarı ve güç için önüne geçilmez istek duyarlar. Başarı için değil başkaları kendilerinin sorumlu oldukları kurum için bile risk alırlar. 4. ELEŞTİRİYE KARŞI AŞIRI TEPKİ GÖSTERİR ÖFKE HİSSEDERLER Kendini beğenmiş kişiler her türlü eleştiriye kapalıdırlar. En dostça eleştiriden bile rahatsız olur ve kendisini eleştirenleri düşman kabul ederler kendisini eleştiren kişiler onun kıymetini bilmeyen kötü niyetli ve derinlemesine düşünemeyen ahmaklardır. Bu eleştirinin hesabı günü gelince sorulmak üzere bir kenara kaydedilir. 5. KENDİ ÇIKARLARI İÇİN BAŞKALARINI ÇOK İYİ KULLANIRLAR Kullandıkları kişiyle işleri bitince ona sırtlarını döner vefasızca davranırlar. Vefasızlık ve nankörlük kendini beğenmişlere göre normal davranışlardır çünkü. 6. İNSANLARA DEĞER VERMEZLER Ortadaki her başarı onların eseridir. İş çevresinde gecesini gündüzüne katmış fedakârca çalışan herkes değersiz neferlerdir. O olmazsa o kişiler zaten orada olamayacaklardır. Kendini beğenmiş kişiler öyle işçileri kurumunda çalıştırıyor olmakla onları gereğince ödüllendirmiş olduğuna inanır. Her türlü başarı kendini beğenmiş lider kişinin ön görüsü zekası oluşturduğu stratejisi güç ve kararlılık sayesinde kazanılmıştır! Bu yüzden de özel kişiler tarafından anlaşılabileceğine inanırlar. Başkalarını bu yüzden küçük görür değer vermezler. 7. EN ÇOK ZENGİNLİK BAŞARI GÜÇ İHTİŞAM GİBİ KONULARA KAFA YORARLAR Devamlı takdir edilme itibar görme iltifat arayıp durma çabasındadırlar. Övgü kendini beğenmişlerin besinidir. Lehte muamele görmeye kayrılmaya hakları olduğunu düşünürler. Mesela onlar kuyruklarda bekletilmemelidir. Havaalanlarında VIP salonlarında muamele görecek değerdedirler. 8. AMAÇLARI KENDİLERİNE HAYRAN KİTLESİ OLUŞTURMAKTIR Kendini beğenmiş kişiler muhatap aldığı kişiyi kendilerine hayran etmeye çalışırlar. Muhatap hayran durumuna gelirse o zaman artık onunla ilgilenmez ona pek iltifat etmemeye başlarlar. Çünkü o artık kendisinin hayranı zavallı biridir. 9. KISKANÇLIK DUYGUSU HAYATLARINDA ÇOK ÖNEMLİ YER İŞGAL EDER Başkalarını kıskanır başkalarının da kendilerini kıskandığına inanırlar. Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanırlar. Onların açığını ararlar. Açıklarını tespit ederlerse onları harcamak için ellerinden geleni yaparlar. Son derece menfaatçidirler. 10. YARDIM ALMAZLAR Fikir danışmak ve yardım istemek bu tür liderlik sapmasına sahip kendini beğenmiş kişiler için düşünülmesi hayal edilmesi bile zor bir durumdur. Bunun birkaç nedeni vardır. Birincisi yardım istenecek kişi “;;O KİM?”;;dir. İkincisi o kişi önemli olsa bile “;;söyledikleri doğru ancak bu durum için geçerli değil”;;dir. Onlar her şeyi en iyi bilen olduklarına göre fikir sormak ve yardım istemek için herhangi bir neden yoktur. Kurdukları sosyal ilişkileri kendilerini anlatmak ve ne kadar değerli olduklarını kanıtlamak için kurarlar. Böylece diğer insanlar onların ne kadar değerli olduklarını kabul etmek zorunda kalacaklardır diye inanırlar. Narsistik liderler kendilerini birlikte oldukları kurum ve kişilere ödül olarak görürler. Bu kişilerin aileleri ile kurdukları ilişki de farklı değildir. Çevrelerindeki herkes onlara hizmet için vardır onların ihtiyacını karşılayabildiği ölçüde değerlidir. 11. YAPTIKLARI İŞLERE ÇOĞU KEZ ANLAM VERİLEMEZ Kendini beğenmiş kişilerin yaptığı işler verdiği kararlar karşısında hem iş arkadaşları hem de aile çevresi bir anlam veremez. “;;Bu işi neden böyle yapıyor?”;; sorusunu sık sık sorarlar. Narsistik liderler kurumun imkanlarını kendi egolarını büyütmek ve güçlerini geliştirerek kendilerine hizmet etmek için kullandıklarından kalıcı verimliliğe dönük ve olumlu bir kurum kültürü oluşturamazlar. 12. KRİZ DÖNEMİNİ SEVERLER Kendini beğenmiş kişiler çalıştıkları kurumda kriz çıkmasına pek üzülmezler. Krizler esnasında son derece zekice ve süratle müdahalelerde bulunarak kriz yönetimini başarıyla uygularlar. Böylece kriz döneminde herkesin sıkıntılı olduğu anda sahne ışıkları onların üzerine çevrilmiş olur. Onlar da kriz yönetiminin başarısıyla ayrı bir tat ve gurur yaşarlar. Narsistik kişiye nasıl davranalım? 1. Bu kişilere karşı kesinlikle tevazu göstermemek gerekir. Aksi takdirde onlara hiçbir şekilde etki edemeyiz. Açık ve kararlı bir şekilde davranışlarını onaylamadığımızı hissettirerek onlara hayran olmadığımızı ifade etmeliyiz. 2. Onları asla eleştirmemeliyiz. Eleştirirsek bizi düşman kabul edeceğinden artık onlarla çalışamaz ve onlara yardımcı da olamayız. 3. Onlara övgü ile yaklaşırsak bundan çok hoşlanacaklardı. Fakat bu durumda onlara ve topluma kötülük yapmış oluruz. O nedenle kendini beğenmiş kişilere karşı övgü dolu sözler söylememeliyiz.
Kıyaslama temelde karşımızdakini motive etmek için kullandığımız yararsız bir yöntem ve maalesef çoğu kişinin günlük hayatta fazlaca yaptığı bir hatadır. Çocuklarını, başkalarının çocuklarıyla hatta diğer kardeşleriyle kıyaslayan ebeveynler. Eşini, başkasının eşi ile kıyaslayan eşler. Çalışanlarını bir diğer çalışanla ya da rakip firmanın çalışanlarıyla kıyaslayan yöneticiler. Peki, kıyaslanmak insana neler hissettirir/düşündürür? Kıyaslama yapmanın iki sonucu var; Gizli zarar Bu durumda kıyaslanan kişi gerçekten hırslanıp, rakibi olarak tayin edilen kişiyi geçebilir. Peki, sonra ne olur? Rakip olarak başka birisini gösterirsiniz, onu da geçer. Yani bu böyle sürer gider. Bu durum dışarıdan bakıldığında iyi bir yöntem gibi gözükebilir fakat madalyonun birde şu yüzü var. Kişi, sürekli geçmeye çalıştığı birisinin olduğu ve her seferinde hedefi yerine getirince yeniden bir hedefin belirlenmesi durumunda yetersizlik hissedebilir. Artık o kişinin başarı anlayışı, istediği ve hayal ettiği noktaya gelmek değil, sadece birisini geçmek olur. Bu çarpıtılmış düşünce de hayatının her noktasına yayılır. Trafikte birisi onu geçince sinirlenir, biriyle oyun oynarken yenilgiyi kabul etmez ve ileri boyutlarda bu onu o kadar rahatsız eder ki artık kazanmak için dürüst olmayan yöntemlere başvurabilir, hile yapabilir. Ters tepme Kıyaslanmaya maruz kalan kişi, nasılsa ben onu geçemem, ondan daha iyi olamam diye düşünüp denemekten bile vazgeçmesi. Ya da kıyaslayan kişiye öfke duyabileceğini düşünürsek ona inat istenilen davranışı yapmayabilir. Bu davranış, kişide öfkeye ve yine yetersizlik duygusuna sebep olup ileride daha büyük problemlere yol açmasına sebep olabilir. Peki ne yapmak lazım? Kendisi ile kıyaslayın. Daha önceden başarmış olduğu şeyleri örnek göstererek motive edin. Çözüm bu kadar basit… Gördüğünüz gibi kişiliğin geliştiği yaşlarda yapılan en ufak hatalar iyi niyetli bile olsa nelere sebep olabiliyor. Özellikle ebeveynlere bu noktada çok iş düşüyor. Lütfen çocuklarınızı bilinçli yetiştirin. Akıla, bilime, sanata önem veren nesiller yetişsin. Sağlıcakla kalın. Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Aynı anda iki kişiyi sevmek mümkün müdür? Bu soru çok farklı açılardan ele alınabilir. Aynı anda iki farklı kişiyi sevdiğini düşünüyor olabilirsin. Sevgilin senden başka birini daha seviyor olabilir. Doğal dille söylemek gerekirse erkek arkadaşının veya eşinin bir metresi olabilir. Diğer taraftan zaten sevgilisi olan veya evli olan birini seviyor olabilirsin. Olasılıklar gerçekten çok fazla. Bu yazıda söz konusu konuyu ele almayı uygun gördüm. En azından sana aynı anda iki kişiyi sevmenin mümkün olup olmayacağını anlatmak istiyorum. Bir insan aynı anda iki kişiyi sevebilir mi? Aynı anda iki kişiyi sevme meselesini bir erkeğin bakış açısıyla ele alacağımı sanırım tahmin ediyor olmalısın. Öncelikle aslında merak ettiğin en önemli şeyin ilişki yaşadığın adamın sana karşı gerçekten samimi hisler besleyip beslemediğini öğrenmek olabilir. Anlayışla karşılamak durumundayım. Bir erkeğin gerçekten seninle ilgilenip ilgilenmediğini merak ediyor olabilirsin. Öyleyse ister istemez şu soru önümüze gelir Bir erkek aynı anda iki kadını sevebilir mi? Çünkü zaten ilişkisi var ve birini seviyor. Peki seni de sevebilir mi? Psychology Today’e göre insanlar aynı anda birden fazla kişiye aşık olabilirler ve onlarla cinsel ilişkiye girebilirler. Ancak bir erkek aynı anda birden fazla kadını sevmeyi kabul edecekken, kadının aynı anda iki erkeği sevebilmesini pek kabul etmez. Neden? Çok basit aslında. Duygusal olarak sevgilini başka biriyle hayal etmek son derece acı vericidir. Bu hem erkek için hem kadın için böyledir. Nitekim psikologlar benzer yaklaşımla gelirler. Bunu “imkansız” olarak nitelendirmek yerine “çok zor” olarak nitelendirirler. Kısaca toparlamak gerekirse insanlar aynı anda iki kişiyi sevebilirler. Ancak genellikle sevgililerinin de aynı şeyi yapmasını kabul etmezler. Şimdi biraz yolun dışına çıkalım. Zaten sevgilisi olan birini sevdiğini düşünelim. Seni gerçekten seviyor mu? Cevabını aşağıda bulabilirsin. 1. Önceliği sen misin? İlişkisi olan veya evli birini sevdiğini düşünelim. Tek dikkat etmen gereken onun öncelikler listesinde nerede olduğundur. Bu kulağa biraz basit gelebilir ama öncelik konumun niyetinin çoğunu açıkça açığa çıkaracaktır. Buna dikkat etmelisin. Seninle vakit geçirmek onun için önemli mi? Yoksa boş zamanlarının çoğunu seninle mi geçiriyor? Boş zamanının çoğunu eşiyle veya sevgilisiyle değil seninle geçiriyorsa o zaman sana karşı gerçek hisleri olduğundan açıkça emin demektir. Sonuçta “boş zaman” denilen şey insanın kendisine aittir. Önemli olayları ve durumları elbette sevgilisiyle geçirecektir. Bu nedenle önemli olan detay tamamen “boş zaman” dediğimiz noktadır. Boş zamanını nasıl geçiriyor? Bunu nasıl değerlendiriyor? Çoğunlukla seninleyse, o zaman senin için gerçek hislere sahip olabileceğini bilmelisin. Hatta bu konuda dilediğin ile bahse girmeye hazır olabilirsin. Fakat geçirdiği süreye dikkat etmelisin. Bu süre çok kısaysa ve hemen ayrılmanın yolunu arıyorsa bu iyiye işaret değildir. 2. Kahraman olarak görüyor mu? Kahraman içgüdüsü denen bence bizim millette biraz “hayvani” olarak var olan bir içgüdü var. Bu erkeğin kadını sahiplenmesiyle ilgili bir şeydir. Ama bizde o kadar derinden yaşanır ki bir anda kadının kendini sopa yerken bulması söz konusu olabilir. Diyorum ya “hayvani” bir içgüdüdür bu. Kahraman içgüdüsü denilen şey bir erkeğin neden aşık olduğu ve kime aşık olduğu muammasının ortasında yer alır. Erkek her zaman kadının kahramanı olmak ister. Hayatındaki kadına tamamen sahip olmak ve onu korumak ister. İşte bu “hayvani” adını verdiğim içgüdünün işaretlerine bakınabilirsin. Eğer erkek arkadaşın seni koruyor, seni güvende ve rahat hissettirmeye çalışıyorsa muhtemelen seni seviyor olabilir. Bunları çok rahat anlayabileceğin birkaç püf noktası vardır Kaldırımda yürürken trafiğin olduğu tarafa kendisini mi koyuyor? Herhangi bir potansiyel tehlike ortaya çıktığında seni koruyor mu? Bir iş arkadaşınla tartıştığın zaman doğal olarak senin tarafını mı tutuyor? Etrafına bakıp onun nasıl davranmaya çalıştığını fark etmeye başlarsan aslında seni sevip sevmediğini anında anlayabilirsin. Şeytan ayrıntıda gizlidir derler ya onun gibi bir şey bu. Sadece ayrıntılara dikkat etmen yeterli olacaktır. 3. Günü kurtarmaya aday mı? Kahramanlıkla ilgili bir başka başlık daha ama tek başına ele alınması gerekir. Kendini kötü hissettiğin veya zor bir durumda olduğun zaman sevdiğin kişi sana nasıl davranıyor? Hemen seni görmeye ve daha iyi hissetmeni sağlamaya çalışıyor mu? Zor durumlarda nasıl davrandığı ve nasıl hissettiği “ikiniz” için nasıl düşündüğünü açığa çıkaracak bir durumdur. Bir erkek açısından bakacak olursak, gerçekten aşık olduğunda ilgilendiği kadın acı hissettiğinde kendini stresli hissedecektir. Sonuçta, bir erkeğin önemsediği gösterme ve onu koruma gibi bir biyolojik içgüdü vardır. Yaşadığın sorunları görmezden geliyor ve onların ortadan kalkmasını umuyorsa muhtemelen seni gerçekten umursamıyor demektir. Asıl önemli olan kişi sevgilisi veya eşidir. 4. Yüzük nerede? Bunun sadece evli kişiler için geçerli olduğunu söylemeliyim. Fakat her koşulda dikkate alınması gereken önemli bir noktadır. Kulağa oldukça önemsiz gelebilir. Ama seninle vaktini geçirdiğinde doğal olarak yüzüğünü çıkarıyorsa bunun iki farklı anlamı olabilir. Evli veya nişanlı olmamayı umarak seninle birlikte yaşama konusunda özgür olmayı isteyebilir. Karısını veya nişanlısını aldatmaktan utanıyor olabilir. Peki bu farkı nasıl anlarsın? Yüzüğünü sadece halka açık yerlerde çıkarırsa, karısını aldatmaktan utanıyor demektir. Ama seninle vakit geçirdiği her anda yüzüğünü çıkarıyorsa bu durumda sana olan duyguları konusunda daha samimi demektir. 5. Sevgilisinin tarafında mı? Bu büyük bir soru. Eşini veya sevgilisinin bırakmamasının bir nedeni var mı? Eğer seni gerçekten seviyorsa, o zaman eşini veya sevgilisini bırakacağına yönelik beklentin çok yüksek olacaktır. Bir erkek açısından durum biraz daha nettir. Dur hemen kızma ama böyledir. Çünkü bir erkek kahraman içgüdüsünü sadece tek bir hedef için harekete geçirir. Bu yüzden, kız arkadaşını veya eşini terk etmeye niyeti yoksa, açıkça onları senden korumak isteyecektir. Bu durumda her zaman ikinci planda kalacağını bilmelisin. Kız arkadaşı kötü bir dönemden geçiyor olabileceği için onu terk etmek istemiyor olabilir. Evli ise çocukları olabileceği için aile olarak kalmanın daha mantıklı olacağını düşünüyor olabilir. Fakat bir şekilde seni sevdiğini söylüyorsa ve doğru zaman geldiğinde ayrılacağını belirtiyorsa o zaman muhtemelen seni gerçekten sevdiğini biliyorsun demektir. Diğer taraftan sevgilisini terk etmenin konusunu hiç açmıyorsa, muhtemelen ömür boyu “metres” olarak kalacaksın demektir. 6. Kıskanç mı? Psikoloji meraklısı olan herkes kıskançlığın çok büyük bir duygu olduğunu bilir. Kıskançlık bir insanı analiz edebileceğin en güçlü duygu durumundadır. Kıskançlığı kontrol etmek neredeyse imkansız durumdadır. Bunu bir silah olarak kullanabilirsin. Örneğin, diğer erkekler hakkında konuştuğun zaman erkek arkadaşının nasıl tepki verdiğine göz atabilirsin. Tepkileri gerçek anlamda makul ise yani kıskançlık gösteriyorsa sana karşı hisleri var demektir. Yok kıskanmıyor ise o zaman seni “metres” olarak görüyor demektir. Tek yapman gereken daha önce çıktığın bir hakkında ona bir şeyler söylemektir. Nasıl tepki vereceğini anında görebilirsiniz. Kıskanırsa sana karşı hislerinin olma ihtimali var demektir. Kıskanmıyorsa bence en kısa sürede yolları ayırma vakti gelmiş demektir. 7. Gelecek planları yapıyor mu? Seninle gelecek planları yapıyorsa ne kadar küçük bir şey olursa olsun uzun vadede onun planları arasında yer aldığının bir göstergesi söz konusudur. Sonuçta, seninle zaman geçirmek istemekte ve “ikiniz” için bir gelecek görüyor demektir. Bu aslında eşini veya sevgilisini senin için terk edebileceğinin ve gelecekte birlikte bir ilişki geliştirebileceğinin harika bir işaretidir. Yine de dikkatli olman gerekir. Çünkü gelecek planları yapan sinsi erkeklerin her zaman bir B planları olacaktır.
eşini başka erkekle hayal etmek psikoloji